Maternal and Neonatal Outcomes of Women with Preeclampsia and Eclampsia at a Tertiary Care Center

Hediye Dağdeviren, Atilla Çankaya, Hüseyin Cengiz, Tuba Tombul, Ammar Kanawati, Sema Süzen Çaypınar, Murat Ekin
2015 Haseki Tıp Bülteni  
Ad dressforCor res pon den ce/Ya z›fl maAd re si:Hediye Dağdeviren Bakırköy Dr. Özet Amaç: Preeklampsi etyolojisi bilinmeyen maternal ve fetal mortalite ve morbiditeyi arttıran birden fazla organı tutan bir hastalıktır. Hastalığın erken tanısı ve hastaları üçüncü basamak tedavi merkezine doğru zamanda yönlendirmek kötü sonuçları önlemekte önemlidir. Bu çalışmanın amacı preeeklampsi ve eklampsi olgularının gebelik ve perinatal sonuçlarını aktarmaktır. Yöntemler: Çalışmada geriye dönük olarak
more » ... ye dönük olarak 2008-2013 yılları arasında hastanemizde doğurmuş 350 preeklampsi ve eklampsi olgusunun verilerini inceledik. Bulgular: Çalışmada yer alan hastaların ortalama yaşları 35; ortalama doğumda gebelik haftaları 36; ortalama doğum kiloları 2,73 kg; ortalama trombosit sayıları 204,000 mm 3 idi. Preterm doğum oranı %66,6 idi. Hastaların %29,4'ü ağır preeklampsi idi. Olguların %10,6'sı yenidoğan yoğun bakım ünitesine ihtiyaç duymuştu. Olguların %22,9'u vajinal doğum yaparken, %77,1'i sezeryan ile doğurmuştu. Sistolik kan basıncı, serum alanin ve aspartat transaminaz yüksekliği hafif ve ağır preeklampsi ayırımında belirgin bağımsız etkiye sahipti. Sonuç: Özellikle gelişmekte olan ülkelerde hipertansif hastalıklar ve buna bağlı fetomaternal mortalite ve morbidite oranları belirgin olarak artmaktadır. Bu nedenle yüksek riskli gebeler gebeliğin erken haftalarında taranmalıdır. Bu hastaları gebeliğin erken haftalarında tanıyıp tersiyer merkeze yönlendirecek bir sistem oluşturulmalıdır.(Ha se ki T›p Bül te ni 2015; 53:143-6) Anahtar Sözcükler: Fetomaternal mortalite, gebelik, preeklampsi, perinatal sonuçlar Abs tract Aim: Preeclampsia is a multisystem disorder of unknown etiology and one of the leading causes of maternal, fetal and neonatal mortality and morbidity. Adverse outcomes can be improved by early identification of the disease and timely referral to a tertiary center. The aims of this study were to evaluate the outcomes of preeclampsia-eclampsia cases and share our experiences in a tertiary center. Methods: The study conducted by retrospectively analyzing the data of 350 women who gave birth between 2008 and 2013 at a tertiary care center. Results: The mean age of the enrolled women was 35 years, the mean gestational age at delivery-36 weeks, the mean birth weight-2.73 kg, and the mean platelet count was 204.000/ mm 3 . The incidence of preterm deliveries was 66.6%. Severe preeclampsia was noted in 29.4% of cases. Neonatal intensive care unit admissions were seen in 10.6% of cases. A total of 22.9% of these women had vaginal deliveries, while the other 77.1% underwent cesarean section. High systolic blood pressure and elevated serum alanine and aspartate aminotransferase values had significant independent effects of differentiating between mild and severe preeclampsia. Conclusion: Fetomaternal morbidity and mortality rates associated with hypertensive disorders are alarming, especially in developing countries. As such, the high-risk obstetric population should be screened earlier in pregnancy. A system allowing early referral in these cases should be created. (The Me di cal Bul le tin of Ha se ki 2015; 53:143-6)
doi:10.4274/haseki.2067 fatcat:44bvgjv5z5axbhhl6pxjmrbeoa