Türkiye de Toplumsal Gelişmenin İki Formülü: Eğitimciliğin Tarihi ve Ekonomici Yaklaşımın Ortaya Çıkışı

Burak SÖNMEZER
2016 Mediterranean Journal of Humanities  
Öz: Bu çalışmada, Türkiye'de, maarifçilik dediğimiz, toplumsal ve ekonomik gelişmenin ön şartı olarak eğitimi gören anlayışın bir tarihi olduğu gösterilmeye çalışılmaktadır. 19. yüzyılın başlarında ortaya çıkan bu anlayış, giderek Osmanlı Devleti'nin klasik çağındaki güçlü devlete dönüşün bir formülü olarak görülmeye başlanmıştır. Bu anlamda maarifçilik Osmanlı yönetici sınıfının tarihsel çıkarlarına göre şekillenmiş ve geleneksel aydınlar tarafından bütünüyle benimsenmiştir. Aynı dönemde
more » ... Aynı dönemde iktidara sert eleştiriler yönelten ve meşrutiyet fikrini ortaya atan Jöntürkler de, geleneksel maarifçi fikirlerden kurtulmuş değildir. Jöntürkler tarafından da devam ettirilen maarifçi düşünceler ancak İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin 20. yüzyıl başında Osmanlı burjuva sınıfıyla ilişki kurmasıyla birlikte değişmiş ve toplumsal gelişmeye ekonomici bir bakışa dönüşmüştür. Abstract: This study attempts to show the history of educationalism as the precondition for social and economic development in Turkey. Educationalism occurred at the beginning of the 19 th century in the Ottoman State. At that time it began to be seen as providing a major formula for the return to the powerful state of the Ottoman classical age. In this sense educationalism was accepted by the Ottoman traditional intellectuals, was shaped by the ruling class of the Ottoman State according to its historical interests. Although the Young Turks criticized government and suggested a constitutional monarchy, they did not depart from the traditional educationalist ideas until the beginning of the 20 th century. The educationalist's approach to social and economic development transformed into the economic approach with the establishment of the relation between Union and Progress as an organization of the Young Turks and the Ottoman bourgeoisie. Bugün Türkiye'de toplumsal gelişmeye ilişkin söylemsel alanda maarifçiliğin (eğitimcilik) merkezi bir kavram olduğu kolaylıkla söylenebilir. Türkiye'nin en temel sorunlarına verilen yanıtlardan, reklamlarda kullanılan esprilere kadar eğitim, anahtar bir kavram olarak kendini göstermektedir. Söz gelimi, ekonomik kalkınmanın eğitimle başarılabileceği konusunda toplumun her kesiminde yaygın bir inanç vardır. Ya da terör sorununun altında eğitim eksikliklerinin yattığı sık sık duyulan bir argümandır. Kadın sorununda, adli vakalarda, iş kazalarında fail hemen hemen istisnasız olarak eğitim eksikliğidir. Bu durum hem gündelik hayat içerisinde hem * Öğr. Gör. Dr., Atılım Üniversitesi, İşletme Fakültesi, Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü, Ankara.
doi:10.13114/mjh.2016119305 fatcat:d5twrl6i3rhkdbq5zrmmx4qqny