Covid-19 Salgını Döneminde Sosyal Pazarlamayı ve Davranış Değişimini Yeniden Düşünmek

Tolga ŞENTÜRK
2021 Celal Bayar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi  
Keywords Covid 19 pandemic has clearly demonstrated the kind of social tragedies that occur as a result of the failure to impact positive behaviour change on the individuals. The misconducts during the epidemic forced the use of more effective tools for the creation of the desired behaviour of target groups. Social marketing is an approach that develops the planned behaviour more easily by identifying and removing the barriers to human behaviours. In this approach, monitoring and identifying
more » ... target group is very important to understand the barriers to behavioural change. In addition, social marketers using stakeholder theory are more likely to gain the support of the business world, who possesses great financial power and qualified human resources. However, in order to increase this possibility, the idea of creating social value in connection with Marketing 3.0 should be embedded within the mission and vision of the companies. Covid-19 salgını bireylerde pozitif yönde davranış değişimi ortaya çıkarmaktaki başarısızlığın ne tip sosyal trajediler yaşattığını bizlere çok çarpıcı bir şekilde göstermiştir. Salgın sürecinde ortaya çıkan umursamaz davranışlar, hedef gruplarda davranış değişikliği ortaya çıkarmada daha etkili araçların kullanımını zorunlu kılmıştır. Sosyal pazarlama, davranışların önündeki engelleri tanımlayarak ve kaldırarak planlanan davranışı daha kolay geliştiren bir yaklaşımdır. Bu yaklaşımda davranışın önündeki engelleri anlamak adına hedef grubu izlemek ve tanımlamak çok önemlidir. Bunun yanında, paydaş teorisini kullanan sosyal pazarlamacılar için, özellikle büyük mali güç ve nitelikli insan kaynağı ile iş dünyasının desteğini kazanma olasılığı daha yüksektir. Ancak bu olasılığı artırmak için de Pazarlama 3.0 ile bağlantılı olarak sosyal değer yaratma fikrinin şirketlerin misyon ve vizyonu içine yerleştirilmesi gerekmektedir. In the last seventy years, there has been a development from "product-centric marketing" (marketing 1.0) to "consumer-centric marketing" (marketing 2.0) and from there to "humancentric marketing" (marketing 3.0) (Kotler, Kartajaya and Setiawan, 2010). As seen in the George Floyd protests, governments and enterprises face great challenges in today's rapidly developing, serious social problems. In this dynamic environment, enterprises face the reality of providing solutions to people's problems, even if their main purpose is not to do so. Covid-19 has shown us very vividly the kind of tragedies that occur, as a result of the failure to reveal positive behaviour change on the individuals. During the epidemic, public displayed major negligence in the implementation of social measures administered by authorities around the globe. Asymptomatic individuals, had a significant adverse effect on the spread of the epidemic when they did not comply with the rules. These tragedies lead to the conclusion that persuasive communication is an important core competency for not only business and marketing world but also wider stakeholders such as local authorities, ministries, states and NGOs.
doi:10.18026/cbayarsos.855708 fatcat:4hcdqqtsqff2np3gwr6cdik3si