Türkiye'ye İlişkin Sosyal Boyutlu Deprem Yazınına Eleştirel Bir Bakış

oya açıkalın rashem
2018 Resilience  
Öz Bu makale, ikincil veri analizine dayanan bir araştırmanın sonuçlarını paylaşmaktadır: Türkiye üzerine sosyal boyutlu deprem çalışmalarından daha önce derlediğim kapsamlı bir veri tabanındaki 139 metni amaçsal olarak seçip, literatürün eleştirel analizini yaptım; metodolojik konulara ağırlık verdim. Deprem çalışmaları alanında bu kapsamda bir sosyal veri tabanının kurulması kadar, oradaki metinlerin metodolojik yönden analizleri de henüz gerçekleştirilmemiş bilimsel çabalardandır. Ancak bu
more » ... tnin asıl amacı, Türkiye'deki deprem çalışmaları alanında kurumsallaşmaya; bilim topluluğunun ve söylemin kuruluşuna katkıda bulunmaktır. Bu anlamda bu araştırmanın ilgili olduğu temel sosyoloji alanlarından biri bilim/bilgi sosyolojisidir. Şöyle ki; bir bilim alanının kurumsallaşması, o alandaki "paradigma" benzeri yapıların varlığıyla, yani teorik ve metodolojik ilkelerin, sorun tanımlarının, yenilik tanıtımlarının, eleştiri ve tartışmaların sistemli şekilde üretilmesiyle ilgilidir. Dolayısıyla kurumsallaşma, o alanda çalışanlara hitap eden bir topluluğun ve bir söylemin kuruluşuyla şekillenir. Bunların eksikliğinde, çok disiplinli (hatta disiplinler ötesi) bir alan olması gereken deprem çalışmalarının afet risk yönetimine kamusal etkisi zayıf kalır; Türkiye'deki durum da budur. Bu makale, var olan bilgi birikiminin, zamansal, mekansal ve hedef gruplar bakımından karşılaştırmalar yaparak sorunları ve çözümlerini daha derinlikli şekilde anlamamıza yeterince yardımcı olmadığına dair somut kanıtlar sunmaktadır. Bu sonuç, kısmen, araştırmaları, toplumun dirençlilik düzeyine katkı yapacak bir kolektif gündemle değil de, krizlerin tetiklemesiyle gerçekleştirmemizle alakalıdır. Önerilerim; birbirimize yönelik olumlu ilgimizi yoğunlaştırıp sürekli kılmamız, metodolojik ve teorik bilgi eksiklerimizi tamamlarken, doğa ve sosyal bilimler arasındaki ilişkisizliği ve hiyerarşiyi de sarsacak şekilde kapasite gelişimine önem vermemizi içermektedir. Makale, dergi çevrelerinin, disiplinler-ötesiliğe ve afet risk yönetimindeki sosyal boyutlara gerçekten sahip çıktıkları ölçüde, afet çalışmaları alanının ihtiyaç duyduğu eksiklerin giderilmesine olanak yaratma potansiyeli taşıdıklarına da işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Bilim/bilgi topluluğu, deprem/afet çalışmaları, sosyal boyut, metodoloji Abstract This article presents results of research based on secondary data analysis. I critically analyse the literature while paying particular attention to methodological issues. Both establishing a comprehensive data set on social dimensions of earthquake experiences and its methodological analysis are unique attempts in the literature. The main objective of this article is to contribute to the institutionalization of disaster studies in Turkey, as such it belongs also to the sociology of science/knowledge literature. The institutionalization of a scientific field requires that theoretical and methodological principles, formulation of problems, presentation of innovations, criticisms and discussions are produced and updated systematically, thus constructing the community as well as its discourse. When such outcomes are not achieved in the earthquake/disaster studies, the influence of the field on disaster risk management practices remains low. The findings presented in this article provide evidence that the accumulated knowledge does not help us understand problems and solutions adequately by making comparisons across time, space and target goups. This outcome is partly related to an approach that research is conducted mainly when crises have occured without relating it with a collective agenda prepared for improving societal resilience. Better capacity building mechanisms are needed accompanied with paying more positive interest to each other's work systematically, upgrading methodological and theoretical knowledge and skills, establishing better communication between social and natural sciences. Scientific journals have potentials to create opportunities to overcome insufficiencies observed in the field if trans-disciplinary approach and social dimensions of disaster risk management are adopted seriously.
doi:10.32569/resilience.486976 fatcat:ofsqmtkn6fbbnpdbrkjg2dxdmm