ANLAMA , BELİRSİZLİK VE ÇOK - ANLAMLILIK ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA

GRÜNBERG Teo
1970 Araştırma Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü Dergisi (Yayınlanmıyor)  
Dil hakkındaki araştırmaların tümünü içine alan en kuşatıcı işaretlerbilimine (C. Morris'i izleyerek) "semiotik" 1 diyoruz. 'Dil' sözcüğünü burada, dar mânâda yalnız günlük-dil (tabii dil, tarihsel dil) olarak değil, bütün bilim sel ve teknik dilleri ve genel olarak her türlü tabiî veya yapma sembol-sistemlerini kapsamı içine alacak şekilde, en geniş mânâda kullanıyoruz. Örneğin 'C' sembolü kimya-dilinin bir terimi ve 'C + O 2 -» CO 2 ' sembol-dizisi (de yimi) ise aynı dilin bir önermesi
more » ... bir önermesi sayılmalıdır. Bu anlamda her bir özel uğraşı alanına (bilimler, güzel-sanatlar, ahlâk, hukuk, metafizik, v.ö.) özgü bir "dil" bulunduğunu söyleyebiliriz. Dilde şu üç faktörü ayırdedebiliriz: a) deyimler (yani tek tek anlamlı semboller ve bu sembollerden kurulu sonlu diziler); b) deyimlerin dil-dışı karşılıkları (yani dile getirdikleri nesneler) c) "kullanan" (yani deyimleri belli bir yer ve zamanda kullanan tek tek insanlar veya insan topluluğu). Genel olarak, verilen bir deyimin belli bir dil-dışı karşılığı olması bu deyimin içkin (intrinsic) veya tabiî bir özelliği değildir; yani deyim ile dil-dışı karşılığı ara sındaki bağlantı ne mantıksaldır, ne de nedensel (causal). Duman görülen yerde ateş beklenir, öyle ki duman ateşin bir işareti sayılabilir. Burada "işa ret" ile "işaret edilen" arasında gerçekten de tabiî, nedensel bir bağlantı vardır. * Bu yazıyı hazırlarken dostum Doç. Dr. Hüseyin Batuhan'ın düşüncelerinden pek çok yararlandım. Dr. Batuhan üstelik manüskriyi baştan aşağı büyük titizlikle gözden geçirerek düzeltmiştir. Bütün bu yardımlarından dolayı kendisine candan teşekkürlerimi tekrarlamayı bir borç bilirim. 1 Bk. Batuhan ve Grünberg, Modern Mantık, Kitap I, özellikle s. 34-47. TEO GRÜNBERG Öbür yandan 'mavi' sözcüğünün mavi rengini ifade etmesi, bu sözcüğü kullanan kimselerin ilkece hür istemlerine bağlı bir uzlaşım'a (convention) dayanarak 'mavi' sözcüğüyle mavi rengini kastetmelerinden başka bir şey değildir. İmdi, sözü geçen üç faktör açısından, semiotik (yani genel dil bilimi) üç ana-bölüme ayrılmaktadır: Sentaks, deyimleri gerek "kullanan" faktörünü, gerekse deyimlerin "dil-dışı karşılığı" faktörünü hesaba katmadan-inceleyen semiotik dalıdır. Semantik, "kullanan" faktörünü hiç hesaba katmadan, dilsel ifadeleri sadece dile getirdikleri nesneler (yani "dil-dışı karşılıkları") açısından inceleyen semiotik dalıdır. Pragmatik, deyimleri "kullanan" faktörü açısından inceleyen semiotik dalıdır. Örneğin, 'mavi' sözcüğünün Türkçede bir sıfat olması sentaktik; aynı sözcüğün mavi rengini dile getirmesi semantik, bu sözcüğün öteden beri Türk ler tarafından mavi rengini ifade etmek için kullanılması ise pragmatik bir olgudur. Genel olarak herhangi bir deyim ile bu deyimin dil-dışı karşılığı arasındaki bağlantının belirtilmesi semantiğe aittir. Böyle bir bağlantı uzlaşımsal olduğundan, bir "kural" -semantik kural-yardımıyla belirlenir. Örne ğin: Eskimo dilinde 'iglu' sözcüğünün anlamı ev'dir cümlesi bir semantik kuraldır. Ancak, böyle bir semantik kuralın elde edilmesi, Eskimoların konuşma davranışlarını gözleyerek, empirik bir genelleme sonu cunda Eskimolar için 'iglu' sözcüğünün anlamı ev'dir gibi bir pragmatik kuralın elde edilmesine bağlıdır. Bu bakımdan, tabiî dillerin semantiğinin bu dillerin pragmatiğinden türetilmesi gerektiğini görüyoruz. Öte yandan, yapma dillerin semantik (veya sentaktik) kurallarını ortaya koymak için hiç te önceden bu dilleri kullanan kimselerin dilsel davranışlarım gözlemek gerekmiyor. Tam tersine, yapma bir dilin ilk önce semantik ve sen taktik kuralları keyfe-bağlı olarak ortaya konur; böyle bir dili kullanan kim selerin dilsel davranışları bundan sonra, sözü geçen kurallar uyarınca düzen lenir. Tabiî dillerin (semantik ve sentaktik) kurallarıyla yapma dillerin kural ları arasındaki fark, bir toplumun töreleriyle yazılı kanunları arasındaki ay rımı andırır. Töreler toplumsal davranışlardan çıkar; kanunlar ise yol açtıkları toplumsal davranışlardan önce ortaya çıkarılırlar, toplumsal davranışlar da ortaya konulmuş kanunlar uyarınca düzenlenirler.
doi:10.1501/felsbol_0000000081 fatcat:caqxt5bzefa65cy4fzueuhblie