BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR EĞİTİMİ / PHYSICAL EDUCATION AND SPORTS EDUCATION

Ömer Kaynar, Fatih Bilici
2019 unpublished
The study examined the Availability and Utilization of E-Learning Technologies in Teaching of Human Kinetics and Health Education courses in Nigerian Universities, specifically, Universities in Kwara State. Two purposes were formulated to guide the study from which two research questions and two hypotheses were raised. Descriptive research design was used in the research. Three Hundred respondents (100 Lecturers and 200 Students) made up the population for the study. There was no sampling as
more » ... s no sampling as the population of the study was not much. A structured questionnaire tagged 'Availability and Utilization of E-Learning Technologies in Teaching and Learning Questionnaire' (AUETTLQ) was used for data collection. The questionnaire was subjected to face and content validation and it was equally pilot tested. The validation yielded a reliability coefficient of 0.78. the data collected from the study were statistically analyzed using frequencies and percentage count for personal data of the respondents, mean and standard deviation to answer the research questions. The null hypotheses were tested at 0.05 level of significance using independent t-test. One among other findings of this study showed that lecturers and Student are aware of synchronous e-learning technologies in teaching and learning of Human Kinetics and Health Education but often utilize the synchronous e-learning technologies. It was recommended among others that lecturers and Students should be sensitized through seminars and workshops on the need to maximally utilize available e-learning technologies in teaching and learning of Human Kinetics and Health Education courses in Universities. Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmeni adaylarının "Beden Eğitimi ve Spor" dersine yönelik tutumlarının; Yaş, cinsiyet, aktif olarak spor yapma, lisans eğitiminde verilen 'Beden Eğitimi ve Spor' dersinin yeterliliği ve sporcu lisanslarının varlığı gibi değişkenler açısından incelemektir. Araştırmanının evrenini 2018-2019 eğitim öğretim yılında Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Ana Bilim Dalında öğrenim gören 4. Sınıf öğretmen adayları oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini ise Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi'nde ve Eğitim Fakültesi sınıf öğretmenliği programında 2018 -2019 Eğitim Öğretim yılı içerisinde öğrenim gören 50'si kadın ve 30'u erkek olmak üzere toplam 80 öğrenci oluşturmaktadır. Bu çalışmada "Sınıf Öğretmeni Adayları için Beden Eğitimi Dersi" Tutum Ölçeği 36 sorudan oluşan likert tipi anket uygulanılmıştır. Verilerin analizinde; toplanan veriler SPSS21.0 paket programı ile değerlendirilerek, frekans, t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlar tablolar haline dönüştürülüp yorumlanmıştır. Öğretmen adayları lisans eğitiminde aldıkları beden eğitimi ve spor dersini yeterli görmemekte ve spor geçmişi pek bulunmamaktadır. Sonuç olarak katılımcıların ölçekten almış oldukları toplam puanlar ile Yaş, Cinsiyet, Aktif olarak spor yapma, Lisans eğitiminde verilen 'Beden Eğitimi ve Spor' dersinin yeterliliği ve sporcu lisanslarının olup olmaması gibi değişkenler arasında herhangi bir anlamlı farklılık tespit edilmemiştir.Cinsiyet,yaş değişkenine ya da yaş değişkenine göre herhangi bir anlamlı farklılık göstermemektedir. Anahtar Kelimeler: sınıf öğretmeni adayı, beden eğitimi, beden eğitimi ve spor tutum ölçeği. The aim of this study was to determine the attitudes of pre-service teachers towards ine Physical Education and Sports "course; The aim of the course is to examine the variables such as age, gender, active sports, the adequacy of the Eğitim Physical Education and Sports verilen course given in undergraduate education and the presence of athletes' licenses. The universe of the research was composed of 4th grade teacher candidates studying in the Department of Primary School Teaching in Niğde Ömer Halisdemir University in the 2018-2019 academic year. The sample of the study consists of 80 students (50 female and 30 male) in Niğde Ömer Halisdemir University and Faculty of Education classroom teaching program in the 2018 -2019 academic year. In this study, lik Physical Education Course for Classroom Teacher Candidates "Attitude Scale, a Likert-type questionnaire consisting of 36 questions was applied. In the analysis of the data; The data were evaluated by SPSS21.0 package program and analyzed by frequency, t-test, one-way analysis of variance (ANOVA). The results obtained were converted into tables and interpreted. Pre-service teachers do not consider their physical education and sports lessons sufficient during their undergraduate education and they do not have a sports history. As a result, no significant difference was found between the total scores of the participants and the variables such as Age, Gender, Active Sports, Competence of 'Physical Education and Sports' course and the presence or absence of athletes' licenses. There is no significant difference according to the age variable. Key Words: prospective classroom teachers, physical education, physical education and sports attitude scale. Sağlıklı bireyler olarak yetiştirilmesi hedeflenen çocukların fiziksel aktivite içerisinde bulunmaları ve bunu alışkanlık haline getirecek, bireysel özelliklerine uygun etkinlikleri okul disiplini içerisinde yapmaları için beden eğitimi ve spor dersi kapsamına sağlıkla ilgili fiziksel uygunluk öğeleri alınmıştır. Ancak bu öğelerin kazanılması ve geliştirilmesinde bireysel farklar ve hazırbulunuşluk düzeyi önemlidir. Beden eğitimi ve spor alanında bu farkları temele alan öğretim modellerinden biri Bireyselleştirilmiş Öğretim Modelidir. Bu çalışmanın amacı ortaokul beden eğitimi ve spor derslerinde uygulanan bireyselleştirilmiş öğretim modelinin sağlıkla ilişkili fiziksel uygunluğu oluşturan kuvvet, esneklik ve denge öğeleri ve bu öğelere ait bilgi düzeyine etkisini incelemektir. Yarı deneysel çalışma desenlerinden eşitlenmemiş kontrol gruplu modelin kullanıldığı araştırma, 2018-2019 öğretim yılı güz döneminde Bolu ili Mudurnu ilçesinde bulunan bir ortaokulun 5. ve 6. sınıflarından toplam 25 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada deney grubunda 6 hafta boyunca dersler bireyselleştirilmiş öğretim modelini temel alarak hazırlanmış olan çalışma kitabı kullanılarak, kontrol grubunda ise çalışma kitabı olmadan geleneksel öğretim yöntemleri ile işlenmiştir. Araştırmada veri toplamak için sağlıkla ile ilgili fiziksel uygunluk ölçümlerinden mekik, şınav, bükülü kol asılma, flamingo ve otur-uzan testleri ve Hünük ve İnce (2010) tarafından Türkçe'ye uyarlaması yapılan "çocuklar için fiziksel uygunluk bilgi testi" kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen verilerin çözümlenmesinde Mann Whitney U ve Wilcoxon işaretli sıralar testleri kullanılmıştır. Araştırmada grupların öntest-sontest değerleri karşılaştırıldığında, deney grubu öğrencilerinde otureriş, mekik, şınav ve bilgi testi değerlerinde, kontrol grubu öğrencilerinde ise şınav ve bükülü kol asılma test değerlerinde son test lehine anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca deney ve kontrol gruplarının öntest ve sontest fark değerleri karşılaştırıldığında otur-uzan, mekik, şınav, bükülü kol asılma ölçümlerinde ve bilgi testinde deney grubu lehine anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlara dayanarak bireyselleştirilmiş öğretim modeli ile işlenen derslerin öğrencilerin sağlık ile ilgili fiziksel uygunluk bilgileri ve öğelerinin gelişimleri üzerine olumlu etkisi olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Bireyselleştirilmiş Öğretim Modeli, Fiziksel Uygunluk. Health-related physical fitness elements have been taken into the scope of physical education lessons to make the children who are targeted to be raised as healthy to engage in physical activity and to carry out activities appropriate to individual features within the school discipline. However, individual differences and readiness level are significant to make these elements be gained and improved. One of these teaching models which ground on these differences in physical education is the Personalized System of Instruction Model. The aim of this study was to examine the effect of this model on the strength, flexibility and balance elements and the level of knowledge related to health-related physical fitness. Here, unequalized control group model was used, and it was conducted with 25 students from 5th and 6th grade of a secondary school in Mudurnu, the district of Bolu province. In the experimental group, for 6 weeks, the lessons were taught with a workbook which had been prepared based on the model. The sit-up, push up, flexed arm hang, flamingo and sit and reach tests and "physical fitness knowledge test for children" adapted to Turkish by Hünük and İnce (2010) were used to collect the data. Mann Whitney U and Wilcoxon signed rank tests were used to analyse the data. Results showed that there were some significant differences in favor of the post-test of sit and reach, sit-up, push up and knowledge test values of experimental group students and push up and flexed arm hang test values of the control group. Moreover, physical fitness measurements and 17 th International Sport Sciences Congress 13 th -16 th 259 knowledge test between two groups were significantly different. As a result, it can be said that the personalized system of instruction model is beneficial for developing students' health-related physical fitness knowledge and of their elements. Dans dersleri, tüm dünyada ve ülkemizde ağırlıklı olarak komut yöntemini de içeren doğrudan öğretim modeli ile işlenmektedir. Ancak dans eğitiminde, farklı öğretim modellerinin de kullanılabileceği düşünülmektedir. Bu bağlamda çalışmanın amacı, akran öğretimi modeli uygulanan dans derslerine ilişkin öğreten ve öğrenen öğrenci görüşlerinin belirlenmesidir. Araştırmada nitel ve nicel araştırma modellerinin bir arada uygulandığı karma yöntem ve yakınsayan desen kullanılmıştır. Araştırma, İzmir ili Bornova ilçesinde bulunan bir spor kulübünde kurs gören 4 kadın, 4 erkek toplam 8 yetişkin gönüllü öğrenci ile dans salonu ortamında yürütülmüştür. Çalışma toplam 8 hafta sürmüş, çalışma süresince her derste 2 öğreten öğrenci 6 öğrenen öğrenciye öğretmenlik yapmış ve çalışma boyunca tüm öğrenciler 2 kez öğreten öğrenci olmuştur. Araştırmada veriler öğreten ve öğrenen öğrenciler ile yapılan yarı yapılandırılmış odak grup görüşmeleri ve yine öğreten ve öğrenen öğrencilere uygulanan görüş formları ile elde edilmiştir. Çalışmada öğrenen ve öğreten öğrenci görüş formlarından elde edilen nicel verilerin çözümlenmesinde tanımlayıcı istatistiklerden yüzde ve frekans analizi kullanılmış, nitel veriler için ise içerik analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda nitel verilerine göre, akran öğretimine ilişkin öğreten ve öğrenen öğrenci görüşleri duygular, kazanımlar, tekrar kullanılabilirlik ve eğitmen-akran farklılıkları temalarında toplanmıştır. Nitel verilerden elde edilen sonuçlara göre akran öğretim modeli, öğreten öğrencilerin hitap etme ve iletişim becerilerinin gelişmesine, özgüvenlerinin ve liderlik becerilerinin artmasına, mutlu olmalarına/eğlenmelerine, öğretme deneyimi yaşamalarına ve sosyalleşmelerine katkı sağlarken, öğrenen öğrencilerin problem çözme ve iletişim becerilerinin artmasına, yardımlaşma ve paylaşmayı öğrenmelerine, eğlenmelerine ve sosyalleşmelerine katkı sağlamıştır. Benzer şekilde nicel verilere göre ise model, öğreten öğrencilerin özgüvenlerinin artmasına, iletişim ve liderlik becerilerinin gelişmesine katkı sağlarken, öğrenen öğrencilerin arkadaşlarıyla iyi ilişkiler kurabilmesine katkı sağlamıştır. Çalışmadan elde edilen tüm bulgular birlikte değerlendirildiğinde, akran öğretimi modelinin, iyi desenlendiği takdirde dans eğitiminde öğrencilere olumlu kişisel özellikler kazandırdığı sonucuna varılabilir. All around the world and our country, dancing courses are taught mainly with direct teaching model which includes command method. However, it is thought that different teaching models could be possibly used in dancing courses. The aim of the study was to identify the views of teaching and learning students on dancing courses taught with the peer teaching model. In this study, mixed method and convergent design have been used. The research has been carried out with 8 adult volunteer students who took courses in a sports club in Bornova district of İzmir. The study took 8 weeks in total and in each lesson, 2 teaching students worked with 6 learners and throughout the research, all students became an instructor twice. The data were obtained through semi-structured focus group interviews and the forms of opinion. Percentage and frequency analysis were used in the analysis of quantitative data and content analysis was used for qualitative data. According to the results of qualitative data, views of teaching and learning students on model were collected from the themes of emotion, learning outcomes, reusabilty and instructor-peer learner discrepancy. According to the results of the qualitative data, peer teaching model not only contributed to the development of the addressing and communication skills of the teaching students and increased their self-confidence and leadership skills, being happy / having fun, experiencing teaching, but 17 th International Sport Sciences Congress 13 th -16 th November, 2019 261 it also provided learning students to improve problem solving and communication skills, helped them learn how to cooperate, share, have fun and socialize. Similarly, according to the quantitative data, model contributed teaching students to develop their selfconfidence, communication and leadership skills. When all the findings were evaluated together, it could be inferred that peer teaching model can bring learners positive personal features on dancing courses as long as it is designed well. Karar verme, bireyin karar verilmesi gereken bir durumla karşılaşması ve bu durum karşısında ne zaman ve nasıl karar vereceğini belirlediği bir etkinliktir. Beceri ise, kişinin yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma ve bir işlemi amaca uygun olarak sonuçlandırma yeteneğidir. Bir antrenör sporun doğası gereği bu iki özelliğe de sahip olması gerekir. Bu nedenle bu çalışmanın amacı eşli çalışma yönteminin antrenör adaylarının karar verme stilleri ve beceri öğrenimi üzerindeki etkisini incelemektir. Ön test-son test deney-kontrol gruplu desen olarak desenlenen bu çalışmaya 2018-2019 öğretim yılı güz döneminde SUBÜ Antrenörlük Eğitimi bölümü birinci sınıfında okuyan 8' i kadın, 35' i erkek, toplam 43 kişi katılım göstermiştir. Çalışma grubuna ölçme araçları ile ön test uygulanmış ve gruplar belirlenmiştir. Grupların oluşturulmasında basit tesadüfi yöntem kullanılmıştır. Veri toplama araçları olarak Mann ve diğ., (1998) tarafından geliştirilen ve Türkçe uyarlaması Deniz (2004) tarafından yapılan "Melbourne Karar Verme Ölçeği" ve araştırmacılar tarafından oluşturulan "Gülle ve Disk Atma Gözlem Formları" kullanılmıştır. Verilerin analizinde Mann Whitney U ve Wilcoxon işaretli sıralar istatistiklerinden yararlanılmıştır. Çalışma bulgularına göre, deney grubunda karar vermede öz saygı ve karar verme stillerinden dikkatli karar verme ve kaçıngan karar verme puanlarında son test lehine anlamlı farklılıklar elde edilmiştir. Kontrol grubunda ise karar verme stilleri puanları arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmemiştir. Ayrıca deney-kontrol grubu son-ön test puan farklarında iki grup arasında anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. Çalışmanın beceri öğrenimi açısından sonuçları incelendiğinde ise, gülle ve disk atma becerileri deney ve kontrol gruplarının ön-son test puan ortalamaları arasında son test puanları lehine anlamlı farklılıklar elde edilirken, iki grup arasında gülle ve disk atma becerileri son-ön test puan farklarında anlamlı farklılıklara ulaşılamamıştır. Sonuç olarak, eşli çalışma yönteminin antrenör adaylarının karar verme stilleri üzerinde etkili olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Karar verme, antrenör adayı, eşli çalışma yöntemi Decision making is an activity in which an individual encounters a situation that needs to be decided and determines when and how to make a decision. Skill, on the other hand, is the ability of the person to accomplish a job depending on his/her predisposition and learning and to conclude a process in a suitable way. Due to the nature of sports, a coach must have both of these features. The aim of this study was to investigate the effect of reciprocal teaching method on decision making styles and skill learning of trainee candidates. This study was designed as a pretest-posttest experimental-control group. A total of 43 freshmen students participated in the study from Coaching Training Department in the fall academic semester of 2018-2019. "Melbourne Decision Making Scale" developed by Mann et al. (1998) and adapted to Turkish by Deniz (2004) and "Shot Put and Discus Throw Observation Forms" developed by one of the researcher were used for collecting the data. Mann Whitney U and Wilcoxon signed rank statistics were used to analyze the data. According to the findings of the study, significant differences were found in self-esteem, careful and avoidant decision making styles in favor of post-test in the experimental group and no significant differences were found in control group. There was no significant difference between the two groups' pre-postest difference scores in decion making styles. Also, the results showed that significant differences were found between the scores of shot put and discus throw skills of the experimental and control groups in favor of 17 th International Sport Sciences Congress 13 th -16 th November, 2019 263 posttest scores, but no significant differences were found between post-pretest score differences in both groups. As a result, it can be said that reciprocal teaching method has an effect on the decision making styles of trainee candidates. Giriş ve Amaç: Bilimsel alan olarak kabulü 1960'lara dayanan beden eğitimi ve spor pedagojisi (BESP), Almanya ve Kuzey Amerika eksenli iki farklı yaklaşım etrafında gelişim gösterirken, yeni bir bilimsel disiplin olması itibariyle alandaki paradigmanın oluşum süreçlerinde çeşitli belirsizlikler yaşanmıştır. Günümüzde BESP araştırmalarına ilişkin paradigma yapısı, bu iki ülke etrafında şeffaf bir görünüme kavuşmuş olsa da, alandaki bilimsel faaliyetlerin henüz yaygınlaşmakta olduğu ülkelerdeki paradigma yapısı belirsizliğini korumaktadır.İlgili bilimsel faaliyetlerin son 20-25 yıl içerisinde yaygınlaştığı Türkiye'de, BESP alanına özgü akademik çalışma sayısı hızla artarken; bu araştırmalardaki niteliksel özelliklerin paradigmaya etkisi henüz tam olarak bilinmemektedir. Bu araştırma, Türkiye'de BESP alanı çerçevesinde şekillenen paradigmanın nitel olarak değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yöntem: Bu çalışmada nitel araştırma yaklaşımı temel alınarak içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın kuramsal ve felsefi temelleri, objektif ve subjektif bilgi formları arasında köprü görevi gören "Eleştirel Gerçekçilik' yaklaşımına dayanmaktadır. 2014-2018 Uluslararası Spor Bilimleri Kongresi BESP alanı oturumlarında sunulan 397 bildiri çalışmanın örneklem grubunu oluşturmaktadır. Belirlenen 13 tema kapsamında kodlama işlemi gerçekleştirilen verilerin analizi, frekans dağılımlarına göre gerçekleştirilmiştir. Kodlamada sürecine dahil olan uzmanlar arasındaki görüş ayrılıklarının tespiti ile araştırmanın güvenirlik katsayısı .94 olarak hesaplanmıştır. Bulgular: BESP araştırmalarına dahil olan örneklem grupları, yoğunlukla yükseköğretim kademesinde öğrenim gören spor bilimleri alanı ile ilişkili öğrenci gruplarından oluşmaktadır. Bunun yanı sıra, araştırmalarda kullanılan bilimsel yöntemlerin deneysel modele dayanmayan nicel yaklaşımlar ve betimsel (tarama) modeller etrafında yoğunlaştığı tespit edilmiştir. Veri toplama süreçlerinde ise, sıklıkla ölçekler kullanılırken, alandaki ulusal ve uluslararası işbirliği düzeyinin zayıf olduğu belirlenmiştir. Öte yandan, araştırmalarda işlenen konular yoğunluk açısından "parçalı" bir yapı göstermektedir. Sonuç: Türkiye'deki BESP araştırmaları yoğun olarak niceliksel yaklaşımlar ve belirli kalıplaşmış eğilimler etrafında şekillenmektedir. Bu yoğunluğun temeline inildiğinde, araştırmaların zaman, maliyet ve enerji açısından "ekonomiklik " boyutunda gelişim gösterdiği, buna karşın içeriği oluşturan nitel parametrelerin göz ardı edildiği belirlenmiştir. Alandaki eksikliklerin ve ihtiyaçlarının değerlendirilmesinin ardından, Kuhn perspektifinde incelenen paradigmanın "güçsüz" ve "belirsiz" bir yapı sergilediği değerlendirilmiştir. Bu araştırmanın amacı; İranın Tebriz ilinin Maragheh ilçesinde orta öğretim öğrencilerinin beden eğitimi ve spor dersine karşı tutumları ile kinestetik zekaları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmaya, 2015-2016 eğitim-öğretim yılında İranın Maragheh ilçesinde bulunan 5 ortaokulunda (Tarbiyat Ortaokulu -Nuredanesh Ortaokulu -Sama Ortaokulu -Sadrossaadat Ortaokulu -Rahe Zeyneb Ortaokulu) eğitim gören, 149 kız ve 175 erkek toplamda 324 öğrenci katılmıştır. Öğrencilerin tutumlarının değerlendirilebilmesi için Mehmet Güllü ve Mehmet Güçlü tarafından oluşturulan, Ortaöğretim öğrencileri için beden eğitimi dersi tutum ölçeği kullanılmıştır (Güllü ve Güçlü, 2009). Araştırmada kullanılan Çoklu Zekâ Gözlem Formu Selcuk'un Çoklu Zekâ Uygulamaları adlı kitabında yer alan çoklu zekâ alanları belirleme formu ve değerlendirme formu, 5'li Likert tipinde olup Çoklu Zekâ Kuramındaki zekâ tiplerine ait 8 alt bölümden oluşmaktadır. Kinestetik zeka formu 10 sorudan oluşmaktadır. Veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) istatistik paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonunda öğrencilerinin beden eğitimi dersine yönelik tutumlarının ve bedensel zekâ puanlarının yüksek olduğu, öğrencilerin beden eğitimi dersine yönelik tutum puanlarının ailede spor yapma durumu, değişkenine göre istatistiksel açıdan anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p<0.05). Buna karşılık öğrencilerin beden eğitimi dersine yönelik tutumlarının cinsiyet, aile gelir düzeyi, öğrenim görülen sınıf düzeyi, okul türü, spor alanı, spora yönelten kişi, anne ve baba eğitim durumu değişkenlerine göre istatistiksel açıdan anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir (p>0.05). Öğrencilerin bedensel zekâ düzeylerinin ailede spor yapan değişkenine göre istatistiksel açıdan anlamlı farklılık gösterdiği bulunmuştur (p<0.05). Buna karşılık öğrencilerin bedensel zekâ düzeylerinin aile gelir düzeyi, öğrenim görülen sınıf düzeyi, okul türü, spor alanı, spora yönelten kişi, anne ve baba eğitim durumu değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir (p>0.05). Bunun yanında öğrencilerinin bedensel zekâ düzeyleri ile beden eğitimi dersine yönelik tutum puanları arasında istatistiksel olarak orta düzeyde anlamlı ve pozitif yönlü bir korelasyon bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır (p<0.05). Bu çalışmayla Ortaöğretim düzeyinde öğrenim gören öğrencilerin öğrenme stillerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Bolu Merkez İlçe'deki ortaöğretim düzeyinde öğrenim gören, 887 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan Öğrenme Stilleri Ölçeği Bolu Merkez İlçe'de bulunan 8 ortaöğretim kurumunda öğrenim gören öğrencilere uygulanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Gökdağ (2004) tarafından geliştirilmiş olan 'Öğrenme Stilleri Ölçeği' kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler bilgisayar ortamında SPPS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde yüzde frekans ve aritmetik ortalama değerlerinden ve iki ilişkisiz değişkenin karşılaştırılmasında bağımsız gruplar-t testi, ikiden fazla ilişkisiz değişkenlerin karşılaştırılmasında ise tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Bu araştırmanın soncunda cinsiyet, okul türü, sınıf düzeyi, müzik ile ilgili uğraşları olup olmama, fotoğraf ya da görsel uğraşları olup olmama durumuna göre gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Cinsiyete göre karşılaştırmada görsel öğrenme ve kinestetik öğrenme sitili alt boyutlarında kızlar lehine anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Okul türüne göre işitsel öğrenme alt boyutunda, Fen ve Sosyal Bilimler Alanında öğrenim gören öğrencilere göre İmam Hatip Liseleri öğrencileri lehine, Görsel öğrenme alt boyutunda, Meslek Liseleri ve Özel Yetenek Sınavıyla Öğrenci Alan Liselerin öğrencilerine göre İmam Hatip Liseleri öğrencileri lehine, Kinestetik öğrenme alt boyutunda, Meslek Liseleri, Özel Yetenek Sınavıyla Öğrenci Alan Liselerin ve Fen ve Sosyal Bilimler Alanında öğrenim gören öğrencilere göre İmam Hatip Liseleri öğrencileri lehine anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Sınıf düzeyine göre Görsel öğrenme sitili alt boyutunda, 9.sınıflarda öğrenim gören öğrencilere göre 11.sınıf ve 12.sınıfta öğrenim gören öğrencilerin lehine anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Müzik ile ilgili uğraşları olup olmama durumuna göre işitsel öğrenme, görsel öğrenme ve kinestetik öğrenme sitili alt boyutlarında müzik ile uğraşları olanların lehine anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Fotoğraf ya da Görsel uğraşları olup olmama durumuna göre işitsel öğrenme, görsel öğrenme ve kinestetik öğrenme sitili alt boyutlarında fotoğraf ya da görsel uğraşları olanların lehine anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Giriş ve Amaç: Pek çok insan tarafından büyük bir ilgi ve dikkatle takip edilen futbol müsabakalarında, önceden belirlenmiş kurallar çerçevesinde, karar verme yetkisine sahip tek kişi olan futbol hakemlerinin başarılı bir müsabaka yönetmesi takımlar ve izleyenler açısından son derece önemlidir. Bir futbol hakeminin saha içerisindeki başarısı, kural bilgisi ve atletik performansı ile çok yakından ilgilidir ancak bu meziyetler günümüz futbolunda tek başına yeterli değildir. İletişim becerileri gelişmiş bir hakem müsabaka sırasında oyuncularla ve ekibiyle sağlıklı bir iletişim ve etkileşim sağlayabilecek, bu da sahadaki başarısına büyük katkı sağlayacaktır. Çalışmada, futbol hakemlerinin iletişim becerilerinin sahip oldukları demografik özelliklere göre değişebileceği ön kabulünden yola çıkarak, farklı klasmanlarda görev yapan futbol hakemlerinin iletişim becerilerinin demografik özelliklerine göre incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırmanın evreni, 2018-2019 futbol sezonunda Türkiye'de farklı klasmanlarda görev yapan futbol hakemlerinden, örneklemi ise, Aydın ilinde farklı klasmanlarda görev yapan 206 futbol hakeminden oluşmaktadır. Betimsel tarama modelindeki çalışmada, veri toplama aracı olarak, 9 sorudan oluşan Kişisel Bilgi Formu, 25 sorudan oluşan İletişim Becerilerini Değerlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, SPSS 23.0 istatistik paket programı ile değerlendirilmiş, anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular ve Sonuç: Çalışmada, farklı klasmanlarda görev yapan futbol hakemlerinin iletişim becerilerinin, demografik özelliklerine göre anlamlı olarak farklılaştığı görülmüştür (p<0,05). Yaşı büyük olan hakemlerin yaşı küçük olanlara göre, eğitim düzeyi yüksek olan hakemlerin eğitim düzeyi düşük olanlara göre, uzun süre hakemlik yapanların kısa süre hakemlik yapanlara göre, gelir durumu yüksek olan hakemlerin gelir durumu düşük olanlara göre, üst klasmanlarda görev yapan hakemlerin alt klasmanlarda görev yapanlara göre, meslek sahibi olan hakemlerin meslek sahibi olmayanlara göre, daha önce lisanslı olarak futbol oynamış hakemlerin daha önce lisanslı olarak futbol oynamamış olanlara göre, yabancı dil bilen hakemlerin yabancı dil bilmeyenlere göre, evli hakemlerin bekarlara göre iletişim becerilerinin daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Introduction and Purpose: In football competitions, which are followed with great interest and attention by many people, rules, the sole referee is the only person who has the power to make decisions it is extremely important for teams and followers. The success of a football referee on the field, knowledge of rules and athletic performance is very closely related, but these virtues in today's football alone is not enough. Communication skills an improved referee will be able to provide a healthy communication and interaction with the players and his team during the competition, which will greatly contribute to his success on the field. The aim of this study is to examine the communication skills of football referees according to the demographic characteristics of football referees. Methods: The study population consisted of different add those who served in the 2018-2019 football season, football in Turkey referees, the sample of the 206 football referees serving in different classes in the province of Aydin In the study in the descriptive scanning model, as a data collection tool, Personal Information consisting of 9 questions The Communication Skills Assessment Scale, which consists of 25 questions, was used. Findings, SPSS 23.0 and statistical significance was accepted as p <0.05. 270 Finding and Result: In this study, communication skills of football referees working in different classes, demographic according to their characteristics (p <0.05). Older referees compared to younger ones, referees with a high level of education compared to those with a low level of education; According to the arbitrators, high-income referees according to the low income status According to the subclass of the referees who do, according to the non-professional referees who have professional, the referees who have previously played football as licensed that the referees of the referees have higher communication skills than the unmarried referees was concluded. Giriş ve amaç: Bu çalışma genel bir kişilik ve güdülenme kuramı olan Öz-Belirleme Kuramının alt kuramları, Organizmik Bütünleşme Kuramı ve Temel Psikolojik İhtiyaçlar Kuramı'na dayanmaktadır. Çalışmanın amacı beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin ve öğrencilerin beden eğitimi ve spor bağlamında motivasyon ve özerklik desteğinin tahmin edicilerini, öğretmen ve öğrenci algılarına göre karşılaştırmaktır. Yöntem: Çalışmada nicel, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma kapsamında Denizli'deki 56 (42 devlet ve 14 özel) liseden toplam 94 beden eğitimi ve spor öğretmeni (26 kadın ve 68 erkek) ve 2127 öğrenci (1093 kız, 1026 erkek ve 8 cinsiyet belirtmemiş) gönüllü olarak katılmıştır. Öğrencilerin, algılanan özerklik desteği, beden eğitimi ve spor derslerine ilişkin içsel motivasyon ve temel psikolojik ihtiyaç tatmin düzeyleri; öğretmenlerin ise özerklik desteği ve öğretmeye ilişkin motivasyon düzeyleri ölçülmüştür. Bulgu: Pearson korelasyon analizi sonuçları, beden eğitimi ve spor derslerinde öğretmenlerin sağladığını düşündüğü özerklik desteği ile öğrencilerin algıladığı özerklik desteği arasında ilişki olmadığını ortaya koymuştur. Adımsal çoklu regresyon analizi sonuçlarına göre a) öğretmenlerin öğretmeye ilişkin içsel motivasyonları, öğretmenlerin özerklik desteği algılarının tahmin edicisidir, b) öğretmenlerin özerklik desteğinin öğrenme süreci desteği alt boyutu, öğrencilerin beden eğitimi ve spor derslerine katılımında motivasyonsuzluğunun negatif tahmin edicisidir, c) öğrencilerin özerklik desteği algısı ve özdeşimle düzenleme düzeyi, öğrencilerin içsel motivasyonunun pozitif yordayıcılarıdır, d) öğrencilerin içsel ve dışsal motivasyonları, öğrencilerin özerklik desteği algısının pozitif yordayıcısıdır, e) öğrencilerin motivasyonsuzluğu, öğrencilerin özerklik desteği algısının negatif yordayıcısıdır. Sonuç: Bu çalışma, beden eğitimi ve spor derslerinde özerklik desteğini öğretmen ve öğrenci algılarına göre karşılaştıran ilk çalışma olma niteliğindedir. Çalışma sonucuna göre beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin özerklik desteğine olan ihtiyaç ve farkındalığını artırmak gerekmektedir. Ayrıca öğretmen yetiştiren kurumlarda öğretmen adaylarının özerklik destekleyici davranışlarını ve öğretmeye ilişkin içsel motivasyonunu geliştirici eğitimler verilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Özerklik desteği, motivasyon, beden eğitimi ve spor, öğretmen ve öğrenci algısı Giriş ve Amaç: Başarı Hedefi Kuramı ve Öz-Belirleme Kuramlarını temel alan araştırmalar antrenör tarafından oluşturulan destekleyici motivasyonel iklimin öz-saygı, içsel motivasyon, pozitif duygusal durum gibi istendik çıktılar sağladığını ortaya koymaktadır. Bu araştırmanın amacı yaz spor okullarında yaratılan antrenör kaynaklı destekleyici ve kısıtlayıcı motivasyonel iklim ile öğrencilerin algıladıkları geribildirim arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Yöntem: Araştırmada 24 yaz spor okulu ortamında 675 öğrenciden veri toplanmıştır (Yaş aralığı 11-17, yaş ort=13,13). Öğrencilere Algılanan Öğretmen Geribildirim Ölçeği (AÖGÖ; Koka & Hein, 2003) ve Antrenör Kaynaklı Destekleyici ve Kısıtlayıcı Güdüsel İklim Ölçeği (AKDKGİÖ; Appleton ve diğ., 2016) uygulanmıştır. AÖGÖ pozitif sözel, pozitif genel, negatif sözel olmayan ve performans bilgisi geribildirim alt ölçeklerinden oluşmaktadır. AKDKGİÖ, görev iklimi, özerklik desteği, sosyal destek, ego yönelimi ve kontrol alt boyutlarından oluşmaktadır. Antrenör, veliler ve öğrencilerden izinler alındıktan sonra ders öncesi veya sonrasında ölçekler uygulanmıştır. Değişkenler arası karşılıklı ilişkiler Pearson korelasyon analizi ile incelenmiştir. Bulgular: Pozitif sözel, pozitif genel ve performans bilgisi geribildirimleri birbirleri ile ve görev yönelimi, özerklik desteği ve sosyal destek ile anlamlı pozitif ilişkilidir. Negatif sözel olmayan geribildirim görev yönelimi ile pozitif, ego yönelimi ve kontrol ile negatif anlamlı ilişkilidir. Görev yönelimi, özerklik desteği ve sosyal destek alt boyutlarının ortalamasından elde edilen destekleyici motivasyonel iklimin pozitif sözel, pozitif genel ve performans bilgisi geribildirimleri ile pozitif ilişkili olduğu, ancak negatif sözel olmayan geribildirim ile negatif ilişkili olduğu belirlenmiştir. Ego yönelimi ve kontrol alt boyutlarının ortalamasından elde edilen kısıtlayıcı motivasyonel iklimin ise negatif sözel olmayan geribildirim ile anlamlı pozitif ilişkili, diğer geribildirim tipleri ile anlamlı negatif ilişkili olduğu görülmüştür. Sonuç: Sözel ve genel pozitif geribildirimin, ortamın motivasyonel iklimini istendik yönde değiştirdiği söylenebilir. Bu nedenle belirli bir spor branşına ait becerilerin öğretilmesine ve öğrencilerin keyifli vakit geçirmesine odaklandığı varsayılan dört haftalık dönemlerden oluşan yaz spor okullarında eğitmenlerin öğrencilerine verdikleri sözel ve sözel olmayan tüm geribildirimlerin pozitif yönlü olmasına odaklanmaları önerilmektedir. 284 Findings In regard to analyses physical education teacher candidates' level of proficiency in physical education differs statistically according to the class, branch, sport age and being active in sport whereas it does not change according to gender, age and nationality. Besides it is seen that the physical education teaching competency scale in the sub-dimension related to the explanations and level of physical education teaching competence is high. Result According to research results it can be said that physical education teacher candidates' level related to comments are higher and their physical education teaching competencies are sufficient. Also physical education teaching qualifications does not differ according to gender, age, nationality while it differ according to 4th grade to 3rd grade, doing individual and team sports to non-branch, 6-10 and 11 years sport age to 1-5 years and non-athletes. And those who do active sports have higher physical education teaching qualifications than those who do not. Accordingly it can be said that the more experiment and sport experience the more sufficiency. Giriş ve Amaç: Bu çalışmanın amacı veteran badmintoncuların spora katılım güdüsü ile yaşam doyumu arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Araştırmada ayrıca veteranların spora katılım güdüsü ve yaşam doyumu düzeylerinin cinsiyet, yaş, gelir durumu, eğitim düzeyi gibi çeşitli kişisel değişkenlere göre değişip değişmediği de incelenmiştir. Yöntem: Araştırmanın örneklemini 2019 yılı II. Masterlar Türkiye Badminton Şampiyonasına katılan 120 veteran sporcu oluşturmuştur. Araştırma verilerinin toplanmasında Gill vd. (1983) tarafından geliştirilen, Çelebi (1993) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Spora Katılım Güdüsü Ölçeği ve Ölç Diener vd. (1985) tarafından geliştirilen, Dağlı ve Baysal (2016) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Yaşam Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistiki teknikler, basit korelasyon analizi, t-testi ve tek yönlü anova analizi kullanılmıştır. Bulgular ve Sonuç: Araştırma sonucunda veteranların spora katılım güdüsü ölçeğinin yarışma alt boyutu ile yaşam doyumu arasında yüksek düzeyde pozitif yönlü ilişki olduğu bulunmuştur. Veteranların spora katılım güdülerinin ve yaşam doyumu düzeylerinin ortalamanın üzerinde olduğu görülmüştür. Spora katılım güdüsü ölçeğinin hareket ve aktif olma boyutunda gelir durumuna göre, başarı ve statü boyutunda ise müsabakaya katılma nedenine göre veteranların puan ortalamalarının değiştiği bulunmuştur. 294 Result As a result, the degree of organizational forgiveness was found to be higher in undergraduate graduates than in graduate students according to the educational background variable, and the level of organizational forgiveness was found to be higher in noncoaching individuals than in those who coached. 373 discipline dimension with multi-role taking and organizational conditions dimension; between openness for improvement sub-dimension that is the last dimension of personality characteristic and organizational condition dimensions. A low and positively meaningful relationship is determined between emotional stability sub-dimension of personality characteristic and organizational culture, policies, multi-role taking, organizational conditions, the stereotyped bias of career obstacles Sonuç: 12 haftalık iletişim ve drama tekniklerinin beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarının iletişim becerilerine olumlu etki ettiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: İletişim, drama, beden eğitimi ve spor öğretmeni adayı. Introduction and Purpose: Communication skills are crucial in understanding people, their emotions and empathizing with them. Communication is quite important in certain occupations. First of these occupations is teaching; which shape the society. Seeing that communication in teaching is important, it is vital that they are taught the skills of communication techniques and skills. Therefore, the study aims to examine the effect of communication and drama techniques on prospective physical education and sports teachers' communication skills. Findings: Pre-test score means of the study group displayed statistically significant difference in cognitive, behavioral sub-groups and general communication scores; while they did not differ significantly in emotional sub-group. Percentage change scores were 4.05% for cognitive, 3.01% for emotional, 5.12% for behavioral and 4.09% for total. Conclusion: The results showed that the 12-week communication and drama techniques positively affected the prospective physical education and sports teachers' communication skills. 398 3.27, and the average of information sub-dimension is 3.17. The average score of the students who study in Sports Management Department is 3.39; The average of career compliance sub-dimension was 3.59; The average of career optimism sub-dimension is 3.23, and the average of information sub-dimension is 3.31. As a result of the ANOVA test, a significant difference was found in favor of teaching department (p < 0.05). Conclusion: At the end of the study, it was concluded that the highest level of career future perception was in Physical Education and Sports Teaching Department and the lowest level was in Sports Management Department. ÖZET Bu araştırma; beden eğitimi ve spor öğretmenliği bölümünde öğrenim gören öğrencilerin iletişim beceri düzeylerini tespit ederek, iletişim beceri düzeylerinin demografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırmada, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi, Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu, Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği bölümünde öğrenim gören öğrencilerden 130 'una Korkut(1996) tarafından geliştirilen "İletişim Becerilerini Değerlendirme Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin istatistiki değerlendirmesinde nonparametrik dağılım göstermesinden dolayı Man-Whitney U ve Kruskal-Wallis H testleri uygulanmıştır. Yapılan araştırma sonucunda, araştırmaya katılan öğrencilerin iletişim beceri düzeyleri =107,0680 olarak tespit edilmiş ve ölçekten alınabilecek değerler göz önüne alındığında öğrencilerin iletişim beceri düzeyleri yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. ABSTRACT The current study was carried out with an aim to determine the communication skill levels of the students enrolled in physical education and sports teaching department and to determine whether their communication skill levels differ according to their demographic features. Participants consisted of 130 voluntary students enrolled in Physical Education and Sports Teaching Department of Physical Education and Sports College at Karamanoğlu Mehmetbey University. So as to collect the data "Communication Skills Assessment Scale" developed by Korkut (1996) was used. The obtained data showed nonparametric distribution, thus; Man-Whitney U ve Kruskal-Wallis H tests were applied for the statistical analyses. As a result of the study, the communication skill levels of the participating students was found as = 107,0680 and it was concluded that they had high communication skill levels when the minimum and maximum scores of the scale were taken into consideration.
doi:10.13140/rg.2.2.17196.62086 fatcat:prc36epfkvf7reh3kgzrdfl5jq