Osmanlı Dönemi Modern Türk Hikâyesinde Çok Eşlilik

Çetin ARSLAN
2021 Külliyat  
ÖZ Osmanlı toplumu Doğu geleneğinin egemen olduğu bir yapıya sahiptir. Bu geleneğin en yoğun yaşandığı kurum şüphesiz ki evlilik müessesesidir. Evlilik kurumu genel itibarıyla görücü usulü şeklinde tesis edilirdi. Bunda kaçgöçün egemen olması, Doğu kültürünün dinselleşmesi etkendir. Zengin ailelerden fakir ailelere kadar her kesimde bu usul egemendir. Toplumda genellikle tek eşli evlilikler olmasına rağmen çok kadınla evlilik ve odalık uygulaması da yasaldır. Böyle bir durumun edebî eserlerin
more » ... oman, hikâye, tiyatro) aradığı gerilimli ve çatışmalı malzemeyi içerdiği yadsınamaz. Dış dünyaya kapalı bir yapıya sahip olan aile içinde kadınlar arasındaki rekabetin en iyi görülebileceği konulardan birisi kuşkusuz ki çok eşli evliliktir. Özellikle kadınlar arasındaki rekabet, kıskançlık, çekememezlik gibi duygular edebî eserler için vazgeçilmez malzemelerdendir. Ancak yazarlarımız konuya çok ilgi göstermemiştir. Okuduğumuz hikâyeler içinde sadece on sekiz hikâyede çok eşlilik konusuna rastladık. Yüzlerce hikâyenin yazıldığı Tanzimat'tan Cumhuriyet'e kadarki dönemde konu daha farklı boyutlarıyla derinleştirilebilseydi hem tarih açısından hem de yanlış uygulamaların düzeltilmesi açısından daha faydalı olacaktı. Çok eşlilik ve odalık konusuna karşılık Osmanlı toplumunda sınırlı sayıda olan aldatma olaylarının hemen hemen her hikâyecide görülmesi yazarların Batı'yı teknik olarak değil, içerik olarak da taklit ettiğinin göstergesidir. Bu yazıda Tanzimat'tan Cumhuriyet'e kadar kaleme alınan, kitap hâlinde basılan hikâyelerde odalık ve çok eşlilik meselesi ve bu meselenin bireyler üzerindeki etkisi incelenmiştir. Böylece yerli hayatın Tanzimat'tan sonra yaşadığı dönüşüm ve yazarların gelenekseli işlerken takındığı tavır ortaya konmuştur. ABSTRACT The Ottoman State has a structure dominated by the eastern tradition. Without any doubt, it is the marriage institution that this is lived mostly. The institution of marriage was generally established in the form of an prearranged marriage. This method was prevalent in all segments, from riches to poors. Although they were generally monogamous marriages, polygamy was also legal. Polygamy also includes odalisque. It cannot be denied that such a situation involves the tense and conflicting material that literary work (novel, story, theatre) look for. In the family, which is closed to the outside world, one of the issues where the competition between women can be best seen is undoubtly polygamy. Feelings, especially among the women, like rivalry, jealously, envy, are the indispensable materials for literary works. Of the stories we read, we identified the issue of polygamy in only eighteen stories. If the subject could be examined deeply with more different dimensions in the period from Tanzimat to the Republic that hundreds of stories were written it would be more useful both in terms of history and correcting wrong practius. Despite the polygamy and odalisque subject, the limited number of deception incidents in Ottoman society seen in almost every story teller is an indication that the west not only technically but also in content. In this article, this issue of odalisque and polygamy and its effects an persons will be examined in the stories that written in books from the Tanzimat to the Republic. Thus, the transformation of local life after the Tanzimat and the attitude of the writers while processing the traditional will be revealed.
doi:10.51592/kulliyat.874190 fatcat:64vmvpvbjnfu5fawkeq25obqwi