"Realist" İdealizm? 1977-1978 Senelerinde ABD-Suudi Arabistan İlişkileri Üzerine Bir Değerlendirme

Nur ÇETİNOĞLU HARUNOĞLU
2020 Marmara üniversitesi siyasal bilgiler fakültesi siyasal bilimler dergisi  
Öz Realizm-İdealizm gelgiti, ABD'nin kuruluşundan bu yana dış politikası hakkında yapılan tartışmaların başında gelmektedir. Başta Thomas Jefferson olmak üzere, ABD'nin kurucu babalarının savunduğu insan hakları ve demokrasi gibi ideal değerlerin, dış politikada rehberlik etmekten çok, ABD karar alıcıları tarafından ABD'nin çıkarları uğuruna feda edildiği ve/veya araç olarak kullanıldığı ve bu sebeple de ABD'nin kendi kimliğinden/özünden uzaklaştığı fikri, söz konusu tartışmaların çoğunda
more » ... ların çoğunda bulunmaktadır. Tüm bu tartışmalar içerisinde, Soğuk Savaş'ın en hararetli dönemlerinden birinde başkanlık yapmış olan Jimmy Carter'ın, idealist duruşu nedeniyle, istisnai bir konuma sahip olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Böyle olmakla birlikte, 1979 senesinin meydan okumaları nedeniyle, Carter'ın bu idealizminin zayıfladığını ve hatta yok olduğunu söylemek mümkündür. Bu çalışma, Carter döneminin idealist seneleri olarak bilinen 1977-1978 döneminde ABD -Suudi Arabistan ilişkilerini inceleyecektir. Çalışmanın amacı, söz konusu idealizmin sınırlarını görebilmek ve bu sınırların arkasındaki nedenleri ABD yönetiminin iç yazışmalarında aramak ve ortaya koymaktır. Çalışmanın temel argümanı, ABD dış politikasında salt idealizm veya realizmin tek hâkim yaklaşım olmadığı, bu iki akımın çoğu zaman birbirinin içine geçtiği ve hatta birinin diğerinin aracı olarak kullanıldığı fikridir. Carter döneminin "en idealist" olarak bilinen 1977-1978 senelerinde dahi ABD'nin Suudi Arabistan ile olan ilişkilerinde var olan realist motifler, ABD'nin idealizminin sınırlarını gözler önüne sermektedir. Buna karşılık, Başkan Carter'ın Ortadoğu' da adil bir düzen ve Arap-İsrail barışı gibi idealist amaçları için realist adımlar attığı da ayrı bir gerçeklik olarak ortaya çıkmaktadır. Abstract The idealism/realism dilemma has been one of the leading issues of discussion on the US foreign policy since its foundation. It is generally argued in these discussions that ideal values such as democracy and human rights, launched by the founding fathers of the US -particularly by Thomas Jefferson -have been used as means to achieve American interests, rather than being guiding principles of foreign policy; and that the US has been therefore alienated from its identity. Amid all these discussions, it would not be wrong to mention that Jimmy Carter, who became the US President in one of the harshest periods of Cold War, constitutes an exceptional case due to his idealist stance vis-à-vis world politics.
doi:10.14782/marmarasbd.712967 fatcat:tmljayjlbzdjjfsxqcuive42le