DEVLETLERARASI HUKUKUN TARİHİNE GİRİŞ

KORFF Baron Serge A.
1945 Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi  
I Eski Dünya Devletlerarası Hukuku yazarları, uzun müddet, çalışmalarının konusunun mo dern medeniyetin nispeten yeni bir mahsulü olduğu ve eski dünyanın hiçbir devletlerarası sistem tanımadığını tartışmada bulunmaksızın kabul etmişlerdir. Hattâ, XIX uncu asır edebiyatına başvurursak, bu sahada, devletlerarası huku ku yazarlarında bir gurur hissi dâîü görebiliriz: Bunlar, devletlerarası'hukukunun medeniyetimizin en kıymetli meyvelerinden olduğuna, bizi eski barbarlardan ayırdetmeğe yaradığına
more » ... etmeğe yaradığına göre kendisi ile haklı olaraik iftihar edebileceğimiz bir sistem oldu ğunu düşünüyorlardı. Bu yazarlardan (bazıları, eski dünyanın niçin devletlerarası bir sisteme malik olamıyacağmı izaha gayret ederek kaynaklar meselesine özel bir ilgi gösterdiler (1). Mamafih zaman geçiyor ve modern tarihî araştırmalar eski devirleri dalma da-ha derin şekilde incelemekten geri kalmıyor; netice şu oldu ki bu kur'aın esaslı bir şe kilde değişti ve sonunda terkedildi. Çok daha eski zamanlara alt olan ve bazıları Yunanistanı ilgilendiren (2) büyük sayıda dikkate değer araştırmalar tamamen aksi görüş tarzını haklı kılan muazzam sayıda belgeleri aydınlığa çıkardılar. Bu belgelere göre, eski dünya, devletlerarası münasebetlerin manasını biliyor ve kesin bir şekilde yerleşmiş çok ilerlemiş bir sis tem kullanılıyordu. Hamurabi kanunları, Mısır kazıları ve papirüsleri, Bâbil ve Asur levhaları v. s. bize bu hususda o derece bol levazım temin etmişlerdir ki artık hiçbir şüphe var ola maz. Elde edilen neticeler şu kısa cümlede hülâsa edilebilir: muayyen bir medeniyet seviyesinden, herhangi önemde bîr Devlet'den bir kültür merkezi gelişir gelişmez, ay ni zamanda, çok geçmeden bütün bir kurumlar sistemi şeklini alan dış dünya ile mü nasebetler beliriyor. Başka deyimlerle böyle bir sistem herhangi bir medeniyet durumunun lüzumlu bir neticesidir: bu sistem genel olarak insanlık kültürü kadar eskidir. (1) Herhalde Laurent, bu mektebin en dikkate değer temsilcisidir. Bu üöriiş tarzı, eseri. birçok hukukçunun yetişmesine yaramış bulunan Th. Martens tarafından da müdafaa edilmiştir. (2) Bu hususta Siı Paul Vinogradoff'un Oıalines o/ Hisloric.ai 'jurisprudenve adlı eserinin ikinci rildine bakınız. .324 KORFF • LUTEM Bu konuda, Aysa veya Afrikanın eski uluslarının devletlerarası münasebetleri pek iyi bildiklerini hatırlatmak çok önemlidir. Bundan başka diğer göze çarpan bir neticeyi de ilâve etmek gerekir. O da îlk. Çağın değişik medeniyetlerlndeki bu müna sebetlerin itinalı bir tahlilinin onların gelişmelerinin genel çizgilerinde dikka te değer benzerlikler bulunduğunu ortaya koymasıdır. Misal olarak, elçi göndermenin tarihini, kaçak suçluların geri verilmesi meselesi ni, bazı ecnebilerin korunmasını ve herşeyden fazla devletlerarası andlaşmalarınm kutsallığını ele alalım. Bütün bu müesseselerin gelişmelerinde, heryerde, Sümer'de, Tebes'de, Ndnova'da, Atina'da ve sonraları Roma'da hâıkim olan benzer prensipler bulunabilir. XIX uncu asır üstatlarımızın hatalarının izahı pek basittir. Onlar eski mede niyetlerin tarihini bilmiyorlardı, onların zamanında tarihî araştırmanın bu kısmı daha ancak yeni tetkik edilmeye başlanmıştı; uzak çağlan ilgilendiren hâdiselerin ekserisi tam manaslyle meçhuldü. Martens veya Wtheaton, Laürent veya Coleman Philipson araştırmalarına, şaşjmaksızın, 1648 Vestefalya andlaşması ile başlıyorlardı.
doi:10.1501/hukfak_0000000057 fatcat:vnv3jh4n45axvlwsgvgwxi3nj4