"EŞYÂNIN HAKİKÂTİ SABİTTİR" İLKESİNİ BENİMSEYEN KELÂMCILARIN SOFESTAİYYE ELEŞTİRİSİ

Fatma AYGÜN
2015 KELAM ARAŞTIRMALARI DERGİSİ  
Öz Varlık ve bilgi konusu hem çok geniştir, hem de detayları olan birçok uzantıya sahiptir. Bu makale de ise kelâmcıların varlık ve bilginin imkânını temellendirirken söz ettikleri şüphecilerin eleştirisi ve bu bağlamda onların "eşyânın hakikâti sabittir" şeklindeki ilkesinden bahsedilmektedir. Esasen şüpheciler eşyânın gerçekliğini inkâr etmekten ziyade eşyâya ilişkin yargılarımızın kesin bilgi verip vermediği konusuyla ilgilenmişlerdir. Kelâmcıların düşünce sistemlerini inşâ ederken
more » ... â ederken dayandıkları gerçekliğe olan güvenleri, bir yandan nesne ile ona ilişkin yargımız arasındaki epistemolojik ayrımın gözetilip-gözetilmediği gibi bir soruyu akla getirmekte, diğer yandan ise eşyânın özneden bağımsız olan hakikatini inkâr etmenin yol açacağı teolojik problemlere atıfta bulunmaktadır. İşte kelâmcılar, eşyânın gerçekliği ile zihnimizde meydana gelen bilginin uygunluğundan hareket etmek suretiyle kendilerine has bir düşünce sistemi inşa etmiş, bütün yargılarımızdan vazgeçmeye dolayısıyla da anlamsızlığa sürükleyecek olan gerçekliği ya da gerçekliğe dair yargıyı inkâr eden, böylece bilginin imkânını reddeden şüphecileri eleştirmiştir. Abstract The subject of existence or being and knowledge is very comprehensive, and has many aspects as well. This article studies Muslim theologians' view of existence and knowledge in terms of their principle that 'the things have realities in themselves" and their criticism of the skeptics who rejected that principle, denying thereby the possibility of knowledge about things our outer reality. Mutakallimūn's strong confidence in the reality of things was also main ground on which their systematic thinking based, so, by way of this they were able to make a distinction between object (known) -subject (knower), and get rid of some theological problems caused by rejection of existing things. Thus Muslim theologians constructed a systematic though by emphasizing the compatibility between the reality of things and the mind processes on the one hand and provided a safe framework to validate our knowledge of the reality with its all facets.
doi:10.18317/kader.93114 fatcat:wckhjbz2vfhqzjljtcerpkhyii