ORTAÇAĞDAN GÜNÜMÜZE "MODERNİTE": DOĞUŞU ve DOĞASI

Gamze Aslan
2013 Adıyaman Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi  
Özet Modernite, Batının kendi tecrübeleriyle ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal alanda yaşadığı, Batı dışı toplumlarında öykünerek gerçekleştirmeye çalıştığı değişimleri ifade eder. Felsefi altyapısını Aydınlanma döneminde oluşturan modernite, gelenek ile tam bir karşıtlık içerisinde aklı ve insanı merkeze alarak, toplumsal yaşamı rasyonalize eder. Din, toplumsal yaşamda geriletilerek, laiklik ve insanın özgürleşmesi ilkeleştirilir. Bu makale, modernite kavramının neyi ifade ettiğini ve
more » ... de ettiğini ve moderniteyi oluşturan süreçleri ortaya koymaya çalışan genel kapsamlı bir çalışmadır. Abstract Modernity refers to the changes that the West has undergone in economic, social, cultural, and political fields through its own experiences and those which it strives to realize in non-Western societies. Modernity shaped its philosophical infrastructure during the Age of Enlightment rationalizes the social life by opposing the tradition and placing the mind and man at the centre. It attaches the religion less importance and adots the principles of secularism and freedom of man. This paper is a comprehensive study which aims to reveal what the concept of modernity refers to and the periods which have made up the modernity. GİRİŞ Modernite, 17. yüzyıldan itibaren Avrupa'nın ekonomik, toplumsal, kültürel ve siyasal alanda yaşadığı büyük ve köklü değişiklikleri ifade eder. Moderniteye geçiş dört temel devrimle olmuştur: Newton tarafından başlatılan Bilimsel Devrim, iktidarın meşruiyetini halka dayandıran Siyasal Devrim, aklın üstünlüğüne vurgu yapan Kültürel Devrim ve Sanayi Devrimi'dir. Rönesans ve Reform hareketleri neticesinde oluşan ve modernitenin fikri altyapısını oluşturan Aydınlanma hareketinin akılcılığı ile bilimsel bilgi neredeyse tüm sürece damgasını vurmuştur. Modernitenin temel vurgusu, insanı köleleştirdiğine inanılan gelenek ve dinin bağlayıcılığından kurtularak, bireysel ve toplumsal yaşamı aklın önderliğinde yeniden anlamlandırmak ve kurmaktır. Modernite, yaşamı Ortaçağdan Günümüze "Modernite": Doğuşu ve Doğası anlamlandırmada ve sürdürmede herhangi bir dışsal otoriteyi kabul etmez. Akılcı, özgür ve yaratıcı bireyin dünyayı yeniden biçimlendirebileceğini ve sürekli ileriye doğru akan bir tarih anlayışıyla bütün toplumların, ortak olan akıl ve bilimsel bilgi neticesinde, aynı süreci yaşayacağını savunur. Modernitenin ürettiği temel değerler; akılcılık, bireyselleşme, sekülerizm, bilimsellik, pozitivizm, kentleşme, sanayileşme, laiklik, bürokrasi, demokrasi ve ulus devlettir. Modernite, farklılaşmaya zemin hazırlayan akılcılığa ve aklın yaratıcılığına vurgu yapsa da, toplumsal ve siyasal yapı da tekçi, bütünleştirici, birleştirici ve homojen politikaların varlığını gerekli görür. Coğrafi keşifler neticesinde yeni yerler ve uygarlıkların bulunmasıyla uyanışa geçen Avrupa, yüzyıllarca kendisini esaret altına alan ve köleleştirip körleştiren kiliseye karşı "Reform"la meydan okumuş, Aydınlanma düşünürlerinin öncülüğünde "aklı" keşfederek, bilimsel ve endüstriyel devrime öncülük etmiştir. Kendisi için iyi olanı seçme özgürlüğüne ve kabiliyetine sahip olan insanlardan meydana gelen halk, akla dayalı düşüncenin zorunlu sonucu olarak, siyasal meşruiyetin tek dayanağı haline gelmiştir. Böylece, temsili demokrasinin ve anayasal devletin de temelleri atılmıştır. Avrupa'nın kendi tarihsel ve toplumsal dinamikleriyle yaşadığı modernite süreci, daha sonraları globalleşerek, dünyanın geri kalan kısmında ulaşılmak istenen bir amaç ve ideal halini almıştır. Modernleşme olarak adlandırılan bu olgu, tarihsel ve toplumsal yapının içsel bir uzantısı olarak değil, toplumsal düşüncenin ve pratiklerin dışında, yabancı bir olgu olarak ele alınmaktadır (Göle, 1998: 65). Bu çalışmada genel olarak, modernite kavramına ve tarihsel sürecine kısa bir giriş yapıldıktan sonra, bu süreci oluşturan bütün gelişmeler "Rönesans, Reform, Aydınlanma, Bilimsel Devrim ve Sanayi Devrimi" incelenmiş ve modernitenin siyasal alandaki taşıyıcı öznesi olan ulus devlet ile modern siyaset irdelenmeye çalışılmıştır.
doi:10.14520/adyusbd.101 fatcat:ei6cz6fyzjeqpnnwgzpojv7m7i