Potential Risk Factors for Development of Anxiety and Depression in Chronic Obstructive Pulmonary Disease

2015 Anatolian Journal of Medical Sciences  
Aim: Chronic Obstructive Pulmonary Disease (COPD) is currently considered a systemic disease,with pulmonary and non-pulmonary effects. This systemic inflammation is accompanied by many comorbidities, which also affect prognosis of the disease. Anxiety and depression are among the significant comorbidities accompanying the COPD. The present study aimed to evaluate the factors which play a role in the development of anxiety and depression duringstable and exacerbation phases of COPD patients.
more » ... COPD patients. Method: We assigned COPD patients into two groups; those with stable phase (n=53, 62.43+9.8), and exacerbation phase (n=53, 66.13+10.34). Results: COPD patients with exacerbations had significantly higher scores of anxiety and depression compared to those with a stable phase (p<0.001). Conclusions: Although having exacerbations is particularly important for development of anxiety and depression in COPD patients, annual hospitalization rate, severity of exacerbations, and high dyspnea scores are also substantial contributors. ÖZET Amaç: Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) günümüzde, akciğer ve akciğer dışı etkileri olan, sistemik bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Bu sistemik inflamasyon, hastalığın prognozunu da etkileyen birçok komorbiditeyi de be¬raberinde getirmektedir. Anksiyete ile depresyon KOAH'a eşlik eden önemli komorbiditeler arasındadır. Bizde mevcut çalışmamızda, stabil evre ve atak dönemindeki KOAH hastalarında, anksiyete ve depresyon oluşumunda rolü olan faktörleri araştırmayı amaçladık. Yöntem: KOAH'lı hastalar stabil dönem (n=53, 62.43+9.8), atak (n=53, 66.13+10.34) olmak üzere 2 gruba ayrılarak çalışmaya alındılar. Bulgular: Buna göre KOAH atak grubundaki hastaların, stabil dönemdekilere göre, anksiyete ve depresyon skoru belirgin oranda yüksekti (p<0.001). Sonuç: KOAH'lı hastalarda özellikle atak döneminde olmak, anksiyete ve depresyon gelişimi için çok önemli bir durum olmakla birlikte, yılda hastaneye yatış sıklığı, atağın şiddeti ve dispne skorlarının yüksek olmasının da bunda rolü büyüktür.
doi:10.15197/ajmed.1.02 fatcat:kkbcocr6orh3vibtysjzwddz6e