CUMA HUTBELERİNİN ARDINDAN OKUNAN NAHL SÛRESİNİN 90. ÂYETİNE VERİLEN TÜRKÇE ANLAMIN TEFSİRLERLE UYUMLU MESELESİ

Zeynel Abidin AYDIN
2020 Dokuz Eylül Ünivesitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi  
ÖZ Cuma hutbelerinin ardından Kur'ân-ı Kerîm'den belli bir bölüm okuma geleneği Hz. Peygamber tarafından Kâf sûresinin okunması şeklinde başlatılmış, râşid halifeler döneminde farklı sûre ve âyetlerle devam ettirilmiştir. Emevî halifelerinden Ömer b. Abdülazîz dönemine gelindiğinde ise Nahl sûresinin 90. âyeti okunmaya başlanmıştır. Ülkemizde bu gelenek, Nahl sûresinin 90. âyetinin önce Arapçasının ardından da Türkçesinin (çevirisinin) sunulması şeklinde sürdürülmektedir. Lâkin ilk dönem
more » ... in ilk dönem rivâyet ağırlıklı tefsirler incelendiğinde söz konusu âyete verilen Türkçe anlamın, âyetin Arapçası ile birebir uyumlu olmadığı görülmektedir. Bunda, âyet içerisindeki kelimelere dirâyet ağırlıklı tefsirlerde yüklenen anakronik/art zamanlı anlamların etkili olduğu anlaşılmaktadır. Çalışmamız, Nahl sûresinin 90. âyetinin doğru anlamının ortaya çıkarılmasına katkı sağlamak suretiyle sağlıklı bir Kur'an tasavvuruna sahip olunmasını hedeflemektedir. Âyetin doğru anlamının tespit edilebilmesi amacıyla, en kadim olanlarından başlamak üzere tefsir külliyatı ana hatlarıyla gözden geçirilmiş ve cümle içerisindeki kelimelere erken dönem rivâyet ağırlıklı tefsirlerde dile getirilen nüzûl zamanı anlamlarının verilmesi gerektiği -ki Vucûhu'l-Kur'an ilmi de bunu gerektirmektedir-sonucuna ulaşılmıştır.
doi:10.21054/deuifd.702110 fatcat:sk7woaxdd5curbv2rvavvqncra