Temsil Edilemeyenin Mekanı Olarak Ekran Dışı Uzay-zaman (Özel Sayı)

Mehmet Köprü
2019 SineFilozofi  
Özet Filmlerin hammaddesi görülür ve duyulur imgelerdir. Bu imgeler, alıştığımız ve tanıdığımız bir uzayzamana aittirler. Kamera hareketi ve kurgu gibi sinematik araçlar, bildiğimiz bu uzay-zamanı akışkan hale getirerek filmsel bir düşünüşün yolunu açarlar. Ama belirli sinematik araçlarla fiziksel sınırlarından kısmen kurtarılmış olan ekran dünyası temsil düzeyinde halen buraya aittir. Çünkü sinemanın görünür evreni temsile dayalıdır. Bu; kültürel, ideolojik ya da en genel anlamıyla dünyevi
more » ... lamıyla dünyevi olarak güdülenmiş bir temsil sistemidir. Ekranın görülür sınırları içerisinde bu temsilin aşılması neredeyse imkansızdır. O nedenle, farklı gerekçelerle, temsil dışı olan bir olgu anlığa düşürülmek istendiğinde, alan dışının görünmezliği kullanılabilir. Nitekim başka bir anlamın inşasının peşinde olan bazı yönetmenler bunu denemişlerdir. Fotografik gerçekliğin giremediği ama düşüncenin girebildiği yerleri görünmeyen uzayzamanın olanaklarıyla anlığa düşürmeye çalışmışlardır. Böylece, geleneksel devamlılık sisteminin sahte bir diegetik süreklilik hissiyle donattığı çerçeve dışını, temsil ötesi bir maveraya dönüştürmüşlerdir. Bu çabalar sonucunda ekran dışı, öykü evreninin doğal bir parçası olarak algılanmak yerine, temsil edilemeyenin virtuel mekânı haline gelmiştir. Anahtar Kelimeler: Temsil edilemeyen, Ekran dışı, Virtuel dışarı. Abstract Raw materials of films are visible and audible images. These images belong to a space-time of which we are accustomed and familiar. Cinematic devices such as camera movement and editing, make this spacetime that we know fluid, and thus open the way for filmic thinking. However the screen world, partly rescued from the physical boundaries by certain cinematic instruments, still belongs to this place at the level of representation. Since the visible universe of cinema is based on representation. It is a system of representation that is culturally, ideologically or, in the most general sense, a worldly motivated representation. It is almost impossible to exceed this representation within the visible limits of the screen. Therefore, when it is necessary to think about a non-representational phenomenon for different reasons, the invisibility of the off-screen may be used. Indeed, some directors, who seek another meaning, tried this. They tried to make the places where the photographical reality cannot enter but the thought can enter conceivable by the possibilities of invisible space-time. Thus, they transformed what is "out of the frame" -which was loaded with a false sense of diegetic continuity in the traditional continuity systeminto a trans-representational space which is beyond the visible World. As a result of these efforts, the off-screen has become the virtual space of the unrepresentable rather than being perceived as a natural part of the story universe.
doi:10.31122/sinefilozofi.515170 fatcat:fj7ss5qpxvgordfndjqh65yc34