RUSYA'NIN BÜYÜK GÜÇ AKTİVİZMİNDE ÇOK KUTUPLU DÜNYANIN ÖNEMİ

ERAY ALIM, Eray Alım
2019 ASYA STUDIES  
Öz Rusya'nın niçin çok kutuplu bir dünya düzenini savunduğu cevaplanması gereken önemli bir sorudur. Zira, son yıllarda sergilediği büyük güç aktivizminden de görüleceği gibi Rusya, uluslararası siyasi dinamiklere etki edebilen önemli bir ülkedir. Dolayısıyla, bu ülkenin uluslararası tasavvurunu ve çok kutupluluğun bu tasavvurda nasıl bir yere sahip olduğunu anlamak, küresel siyasi dengelere ilişkin bir perspektif sahibi olmak için önemli ve gereklidir. Bu çalışmada ortaya konulacağı gibi, her
more » ... e kadar Rusya çok kutuplu sistemin daha adil bir dünya için gerekli olduğunu vurgulasa da, bu sistemin Rusya için asıl önemi işlevselliğinde yatmaktadır. Rusya'nın idealist temalara da yer vererek ortaya koyduğu çok kutupluluğa dayalı tasavvurunu anlamak için, bu yönde bir düzenin Rusya'nın çıkarlarını maksimize etmesinde nasıl bir önem taşıdığı anlaşılmalıdır. Çok kutuplu sistemin belirginleşmekte olduğu mevcut konjonktürde, Rusya'nın birçok farklı bölgede çıkar arayışlarını yoğunlaştırması bu tartışma bağlamında önemli ipuçları sunmaktadır. Rusya'nın Orta Doğu, Afrika, Latin Amerika, Güney Doğu Asya ve Asya-Pasifik gibi farklı bölgelerde birçok farklı ülke ile siyasi, ekonomik ve askeri/savunma temelli iş birlikleri geliştirme çabaları artan bir ivme kazanmıştır. Özetle, Batı Sonrası Dünya Düzeni olarak da tanımlanan çok kutuplu sistemin hakim kılınması, Rusya'nın küresel ölçekte büyük güç potansiyelini realize etmesi için önemli bir ön koşuldur. Bu çalışma, Soğuk Savaş sonrasında Rus dış politikasının seyrini mercek altına alarak, çok kutupluluğa dayalı vizyonun benimsenme sürecini irdeleyecektir. Abstract It is essential to address the question as to why Russia promotes a multipolar world order. This is because, Russia, as a great power, is an influential state that has the capability to affect international political dynamics. This is manifest in Russia's forceful pursuit of great power activism in different parts of the world. Therefore, it is important to explain Russia's world vision in relation to its defense of multipolarity in order to get a clear insight into global political dynamics. As discussed in this work, although Russia's defense of a multipolar order is based on the premise that this order would amount to a fair world order, multipolarity is significant for Russia due mainly to functional reasons. In this respect, despite the emphasis Russia places on idealist themes in presenting its vision of a multipolar world, it is essential to understand that multipolarity is an important prerequisite for Russia to maximize its interests. One can find useful hints to support this claim by looking at the way in which Russia, in the burgeoning multipolar system, pursues an active foreign policy to advance its interests in various regions. This is apparent in Russia's attempts to bolster its political, economic and military/defense ties with various countries in regions such as the Middle East, Africa, Latin America, Southeast Asia and Asia-Pacific. The establishment of a multipolar order, also known as Post-West World Order, is an important precondition for Russia to realize its great power potential on a global scale. Through an analysis of Russia's foreign policy in the post-Cold War period, this work will illustrate how Russia came to embrace a world vision based on multipolarity. GİRİŞ Rusya'nın Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) henüz dağılmadan önce Mikhail Gorbaçov'la başlayan ve ardından Boris Yeltsin ile devam eden bir süreçte Batı ile yakın ilişki içinde olma çabaları ülke dış politikasına belirli bir süreyle yön vermiştir. Fakat kısa zaman sonra Rusya liderleri, Batı odaklı dış politika anlayışını geride bırakıp, çok kutuplu bir dünya düzeni savunusu ortaya koymaya başlamışlardır. 1990'ların ortasından itibaren belirginleşmeye başlayan bu vizyon, Rusya'nın dış politikasını Batı ile olan ilişkilerini merkeze alarak değil, Doğu ve Batı arasında bir denge politikası izleyerek belirlemesi gerektiği düşüncesi üzerine kurulmuştur. Rusya liderleri, çok kutuplu bir sistem savunusu ortaya koyarlarken, bunu idealist bir zemin üzerine temellendirmişlerdir. Bu bağlamda, Batı merkezli sistemin gayri adil ve antidemokratik bir sistem olduğunu vurgulamışlardır. Bunun yerine, dünyanın siyasi ve kültürel yelpazesinin taşıdığı farklılıkları temsil edecek, daha adil, eşitlikçi ve demokratik bir dünya düzeni savunusu ortaya koymuşlardır. Ortaya konulan idealist perspektife rağmen, Rusya'nın çok kutuplu sistem savunusunu anlamlandırmak için, bu sistemin Rusya için nasıl bir işlevselliğe sahip olduğu açıklanmalıdır. 1990'larda görüldüğü gibi, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli tek kutuplu sistem ve bu sistemde oluşan güç konsantrasyonu, Rusya'nın hareket alanını daraltan bir işlev görmüştür. Rusya ve Batı arasındaki güç asimetrisinin sonuçları, Rusya'nın NATO genişlemesi ve Yugoslavya harekâtı gibi Batı'nın tek taraflı politikalarına engel olamamasında görülmüştür. Halihazırdaki süreçte hatları belirginleşmekte olan çok kutuplu yapı ise, Rusya'nın güç dengesindeki konumunda bir düzelmeyi beraberinde getirmektedir. Böylece Rusya, Batı ile arasındaki güç asimetrisinin azaldığı ve potansiyel rakipleri ile daha eşitlikçi bir düzlemde ilişki kurulabildiği bir imkân elde etmektedir. Batı Sonrası Dünya Düzeni olarak da tanımlanan çok kutuplu yapıyı hâkim kılmak için Rusya; Çin, Hindistan ve daha başka yükselen güçlerin de büyük güç denklemine dahil olduğu, yeni bir Büyük Güç Uyumu tesis etmenin arayışındadır. Çok kutuplu yapının belirginleşmesiyle birlikte Rusya, dünyanın muhtelif bölgelerinde birçok devletle ilişkilerini derinleştirme ve geniş bir hareket alanı dahilinde çıkarlarını maksimize etme olanağına kavuşmaktadır. Rusya'nın maddi güç kapasitesindeki düzelmenin de etkisiyle son yıllarda izlediği aktif dış politika bu durumu gözler önüne sermektedir. Orta Doğu, Afrika, Latin Amerika, Güney Doğu Asya ve Asya-Pasifik gibi muhtelif bölgelerde Rusya'nın, siyasi, ekonomik ve askeri/savunma temelli iş birlikleri geliştirme çabaları güçlenen bir ivme kazanmıştır. Bir nevi Rusya, SSCB'nin dağılmasıyla birlikte yaşadığı jeopolitik gerilemeyi, kısmi de olsa telafi edecek açılımlar gerçekleştirme imkanına kavuşmuştur. Bu hususlar bir bütünlük içinde ele alınarak bu çalışmada, çok kutuplu dünya vizyonunun Rusya için önemi detaylarıyla masaya yatırılmaktadır. Çalışmanın amacı, Rusya'yı çok kutuplu dünya vizyonu benimsemeye sevk eden etkenleri netleştirmektir. Rusya'nın bu vizyonu ortaya koyarken sahip olduğu motivasyon ve dile getirdiği itirazlar, gerek resmi belgelere gerekse karar alıcıların açıklamalarına bakılarak izah edilecektir. Süreç takibi yönteminden yararlanılarak, Soğuk Savaş sonrasının ilk yıllarında Rusya'nın uluslararası politikası mevcut konjonktürde ile kıyaslanıp çok kutupluluk savunusuna ilerleniş süreci açıklanacaktır. Gerekli tartışmalar geliştirilirken ilk olarak, Soğuk Savaş sonrasında Rusya'nın uluslararası tasavvuru, özellikle Batı'yla olan ilişkileri merkeze alınarak, irdelenecektir. Ardından resmî belgelere ve lider açıklamalarına referansla, Rusya'nın çok kutuplu sistem savunusunda öne çıkan hususlara ve bu sistemde Rusya'nın nasıl bir uluslararası denklemi hâkim kılmaya çalıştığına bakılacaktır. Bu tartışmadan sonra, çok kutuplu bir sistemin oluşumuna katkı sunan köşe taşı mahiyetindeki gelişmelere temas edilecektir. Son olarak ise Rusya'nın, çok kutuplu yapının belirginleşmekte olduğu mevcut konjonktürde izlediği aktif dış politika çeşitli örnek hadiseler üzerinden masaya yatırılacaktır. SOĞUK SAVAŞ SONRASI DÖNEMDE RUSYA Soğuk Savaş sonrasında Rusya'nın dış politika tasavvurunda Batı ile olan ilişkiler öncelikli bir yere sahip olmuştur. SSCB'nin çözülüşünün ilk yıllarında, Rus dış politikasına egemen olan -liberal Atlantikçi‖ (Mankoff, 2009: 62) anlayışın etkisiyle, Batı'nın bir hasım olarak görüldüğü zamanların artık geride kaldığı seslendirilmiştir. Ülkenin ilk dışişleri bakanı olan Andrei Kozyrev, Rusya'nın dünya pazarlarına açılması ve uluslararası kurumlara entegre olması gereken bir ülke olduğunu belirtmiştir. Batı dünyasının ise, önemli ekonomik reformları hayata geçirmeye çalışan Rusya'ya katkı sunabileceğini vurgulamıştır (Kozyrev, 1994: 70). Ayrıca Kozyrev, insan hakları gibi değerlere sahip çıkmanın, küresel demokrasi ailesine katılmak isteyen Rusya için vazgeçilmez olduğunu ifade etmiştir (Kozyrev, 1992b: 289). Kozyrev, ülkesini uluslararası sistemdeki konumu itibariyle hala büyük bir güç olarak Number:8, Summer, Alım, E. (2019). Rusya'nın Büyük Güç Aktivizminde Çok Kutuplu Dünyanın Önemi. Asya
doi:10.31455/asya.570103 fatcat:ckfz677xejfqzj74ydve44v7f4