Filters








1 Hit in 0.047 sec

Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğrenenlerin Konuşmada Yaptıkları Dilsel Hatalar ve İletişim Stratejileri Üzerine Fenomenolojik Bir Çalışma

Berker KURT-
2020 International Journal of Languages' Education and Teaching  
The objective of this study is to identify the linguistic errors made in communication environment by the learners who learn Turkish as a foreign language, the communication strategies they use while making these errors, the responses they face and linguistic errors that affect their language acquisition. The main focus of this study which has been designed in a qualitative research method and phenomenological pattern is the essence of linguistic errors and its structure. Criterion sampling
more » ... terion sampling method which is one of the purposed sampling methods and maximal diversity sampling method are conducted while the participants are chosen. Research data were obtained from the experiences of the writing studies of the learners who are at B1 and B2 levels. The research results show that the learners who learn Turkish as a foreign language make various errors. Using mother tongue or another language, poor lexical knowledge or phrases, mixing, mispronunciation are the main errors that the learners make. The learners developed different strategies to communicate and face different responses. It has been conducted that the process of lingusitic errors contributes to the language acquisition but rarely causes anxiety while speaking. ÖZET Bu çalışmanın amacı, yabancı dil olarak Türkçe öğrenenlerin iletişim ortamında yaptıkları dilsel hataları, bunlar karşısında kullandıkları iletişim stratejilerini, karşılaştıkları tepkileri ve dilsel hatanın öğrenmeleri üzerindeki etkisini tespit etmektir. Nitel araştırma yöntemi ve fenomenolojik desende tasarlanmış bu çalışmanın odağını dilsel hataların özü ve yapısı oluşturmaktadır. Katılımcıların belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme ile maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılmıştır. Araştırma verileri B1 ve B2 dil seviyelerinde Türkçe eğitimine devam eden öğrencilerin yazılı anlatım çalışmalarında anlattıkları deneyimlerden elde edilmiştir. Araştırma sonuçları, yabancı dil olarak Türkçe öğrenenlerin çeşitli dilsel hata yaptıklarını göstermektedir. Ana dili veya başka bir dili kullanma, sözcük veya kalıp ifadeleri bilmeme, karıştırma ve yanlış söyleme tespit edilen başlıca dilsel hata türlerindendir. Dilsel hata durumunda farklı iletişim stratejileri geliştirilmekte ve farklı tepkilerle karşılaşılmaktadır. Yaşanan bu dilsel hata sürecinin öğrenmeye katkı sağladığı ancak nadiren de olsa öğrencide konuşma kaygısı oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yabancı dil olarak Türkçe öğretimi, konuşma becerisi, dilsel hata, hata analizi, iletişim stratejileri, fenomenoloji. Giriş Yabancı dil öğretiminin yapısı, işleyişi ve amaçları, zamanın gereksinimlerine göre önemli değişiklikler göstermiştir. Yabancı bir dile ait bir kitabı okuyabilmenin veya kendi diline çevirebilmenin en önemli amaç olduğu zamanlardan hedef dil aracılığıyla doğru ve etkili iletişim kurmanın önem kazandığı bir dil öğretimi sürecine geçilmiştir. Diğer bir ifadeyle dil bilgisi kurallarını bilmeye veya okumaya dayanan, insan ve metnin dâhil olduğu tek taraflı dil öğrenme süreci geçerliliğini yitirmiş, bilmenin yanında dinleme ve konuşma becerilerini kullanarak insanlarla iletişim kurmanın daha da ön planda olduğu etkileşimli bir dil öğrenme süreci başlamıştır. Doğru ve etkili iletişimin hedeflendiği dil öğretiminde konuşma becerisi, iletişim sürecinde duygu, düşünce, his ve hayallerin temel iletim aracıdır. Thornbury'nin de ifade ettiği gibi konuşma becerisi oldukça karmaşık bir yapıdadır. Bu yapıda vurgulanması gereken ilk nokta, konuşma üretiminin gerçek zamanlı ve doğrusal olarak gerçekleşmesidir. Sözcükler sözcükleri, ifadeler ifadeleri takip eder. Bununla birlikte muhatabımızın ifadelerini anlamamız ve onlara doğru tepkiler vermemiz de gerekir. Konuşmanın bu şartlı doğası, her söylemin bir öncekine bağlı ve kendiliğinden ilerleyen bir yapıda olduğunu gösterir (Thornbury, 2005:2). Düşünme, kurgulama, söyleme, dinleme ve tepki verme gibi farklı işlemlerin oluşturduğu bu karmaşık yapıda bazı problemlerle karşılaşmak mümkündür. Bu problemlerden biri dilsel hatalardır. Hata, olumsuz bir durum olarak değerlendirilmesinin yanında hata öğrenme süreci içinde bir yöntem olarak da kullanılmaktadır. Tjosvold ve diğerlerine (2004) göre, hataların öğrenmeye ciddi bir yardımcı olma potansiyeli vardır (Akt. Akpınar ve Akdoğan, 2010). Hata yapmak ve bunların düzeltilmesini temin etmek, en önemli öğrenme yollarından biridir ve öğrenme süreci bunu esas almalıdır (Ur, 2016). Corder'a (1967) göre yabancı dil öğretiminde hata doğaldır ve öğrenme süreci hakkında öğretmene, araştırmacı ve öğrencinin kendisine önemli bilgiler verir: Öğretmen, hataların analiziyle hedefe ne kadar ulaştığı hakkında bilgi sahibi olur. Araştırmacı, öğrencilerin hangi hataları yaptığını ve buna karşı hangi stratejileri geliştirdiğini bilimsel olarak değerlendirir ve yöntemler geliştirir. Öğrenci de hatayı bir araç olarak görür. Hata, öğrencinin öğrendiği dilin doğası hakkındaki hipotezlerini test etmesinin bir yoludur (Corder, 1967 (Corder, :167, 1982. Bu bilgileri vermesinin yanında hata, zamanla daha da önemli hâle gelmiş ve yabancı/ikinci dil öğretiminde bir strateji (Error-analysis based second language teaching strategies) olma özelliği kanmıştır. Dilsel Hatalar Dil öğretiminde kullanılan programlar, yöntemler ve ders kitapları doğrusal bir yönde hazırlanmaktadır: Öğrenme başlar, devam eder ve biter. Bu süreçte öğrencilerin nasıl bir gelişim göstereceği, hangi hataları yapacağı ve bunlara nasıl çözümler üreteceği öğretmenin tecrübesine bırakılmış gibi görülmektedir. Corder (1973) bu durumu, dilbilimci ve öğretmen arasındaki çatışmayla açıklamaktadır. Ona göre dilbilimcilerin dil öğrenme alanına en önemli katkıları, ana dili ile hedef dil arasında bir çatışma olabileceğini söylemek olmuştur. Ancak bu çatışmadaki hataların neler olduğu üzerine fazla söz söylenmemiş, öğretmenlerin tecrübesine bırakılmıştır. Hatta öğretmenlerin aşina oldukları birçok dilsel hatayı dilbilimciler tahmin dahi edememişlerdir (Corder, 1973: 19). Dilsel hatalara ilişkin bu tarihsel alt yapıda, Corder'ın sözlerinden bugüne geçen yaklaşık yarım asırda, yabancı dil öğretimi sürecinde yapılan dilsel hataların neler olduğuna ilişkin yapılmıştır. Yabancı dil öğrenme sürecinde yapılan dilsel hata türlerine ilişkin tespit, tasnif ve çözüm önerileri Richards (1971), Dulay & Burt (1972) ve Seah (1980) gibi önemli dilbilimciler tarafından yapılmıştır. Ancak dilsel hata Berker KURT türlerinin temelinde Corder'ın (1975) tasnifi bulunmaktadır. O, dilsel olarak üç hatadan bahseder: (a) diller arası hatalar, (b) dil içi hatalar ve (c) öğretim hatalarının neden olduğu hatalar. Bu dilsel hataları, Richards (1971), Dulay & Burt (1972), Corder (1975), Seah (1980) ve Keshavarz'ın (2012) eserlerini temel alarak kısaca şöyle açıklamak mümkündür: 1. Diller arası (interlingual) hatalar: Bu hatalar, öğrencilerin hedef dili öğrenirken ana dillerindeki ses bilgisi, şekil bilgisi ve anlam bilgisine ait unsurları kullanmasıyla yapılan hatalardır. Beş farklı dil içi hata türü bulunmaktadır: a. Ana dilin ses bilgisel ögelerinin aktarımı: Öğrenciler ana dillerinin ses bilgisel özelliklerini, özellikle telaffuzda, aktarmak eğilimindedir. Dillerin yapısı gereği sözcük vurgularının farklı hecelerde olması bu hatanın çokça yapılmasına neden olur. Örneğin Türkçede sözcük vurgusunun sözcüğe göre farklı hecelere kaymasına rağmen İtalyan bir öğrencinin ana dilinin etkisiyle vurguyu farklı yerde yapması ve sözcükleri sürekli ünlü harfle bitirmesi (geliyorumu, gidiyorumu, bakıyorumu gibi) İtalyancadan Türkçeye bir aktarım örneğidir. b. Ana dilin şekil bilgisel özelliklerinin aktarımı: Öğrenciler, ana dillerine ait şekilsel özellikleri hedef dile aktarmak eğilimindedirler. Örneğin, yabancı öğrenci, Ankara'da üç yerler gezdim cümlesinde çoğul ekini ana dilini (three places) temel alarak yanlış kullanmıştır. c. Ana dilin dil bilgisel özelliklerinin aktarımı: Bu tür hata, öğrencinin ana dilinde olan veya olmayan bir dil bilgisel birimin hedef dile aktarılmasıdır. Örneğin Farsça'da şimdiki zamanın ve gelecek zaman için aynı yapı kullanılır. Dolayısıyla İranlı bir öğrencinin Her gün kahve içerim yerine her gün kahve içeceğim demesi ana dilinden bir aktarmadır. d. Sözcüksel-anlamsal ögelerin aktarımı: Bu aktarımlar ikiye ayrılır: Çapraz ilişki ve yanlış eşdeğerlikler. Çapraz ilişki, öğrencinin ana dilinde sadece tek olan bir kelime hedef dilinde iki kelime olduğu durumları ifade eder. Öğrenci bu tek kelimeyi hedef dilde iki anlamda da kullanabilir. Farsça saat sözcüğü İngilizcede hem hour hem de o'clock olarak kullanılır. Dolayısıyla öğrenci We will arrive back to Tehran after about 13 o'clock (aslında 13 hours) şeklinde kullanabilir. Yalancı eşdeğerlikte iki dilde aynı olduğu düşünülen sözcüğün kullanılmasıdır. Örneğin, Babam geçen hafta maşin (machine) aldı. diyen İranlı bir öğrenci, maşin sözcüğünün Türkçede de araba olduğunu düşünüyordur. e. Üslup ve kültürel ögelerin aktarımı: Bu hata, öğrencinin ana dilindeki üslup ve kültürel özelikleri hedef dile aktarmasıyla yapılan hatalardır. Örneğin İngilizce öğrenen bir İranlı, üstün konumdaki birisine saygı gösterdiğini ifade etmek için Mr. Mokhtari are our writing teacher cümlesini kullanabilir. 2. Dil içi ve gelişimsel hatalar: Bu tür hatalar, öğrencinin dil öğrenme sürecinin genel durumu hakkında bilgi verir. Hedef dildeki bir kuralın genellenmesi ve farklı yerlerde kullanılmasıdır. Örneğin Macaristan'da deniz yok yerine Macaristan'da deniz değil denmesi öğrencinin isim cümlelerindeki olumsuzluğu karıştırdığı anlamına gelir. Bu tür hatalardan biri aşırı genellemedir. Örneğin, öğrencinin ben öğrenciyim, sen öğrenciyim, o öğrenciyim, biz öğrenciyim, siz öğrenciyim, onlar öğrenciyimler biçiminde çekimlemesi birinci tekil şahıs ekini genellediğini gösterir. Diğer bir hata türü kural bilgisi eksiliğidir. İstisna kullanımlarda bu hata çokça yapılır. Örneğin saatlar ve hayallar, sözcüklerindeki çoğul eki kullanımı, buna ilişkin kural bilgisinin eksikliğini ortaya çıkarır. Yanlış benzetme, uygun olmayan bazı unsurların kullanımını ifade eder. Örneğin cinsiyet ifadelerini öğrenen bir öğrencinin dişi köpek yerine kadın köpek demesi. Aşırı uzatma, bir kuralın kullanılmadığı alanlarda kullanılmasıdır. Örneğin, ev-cil kullanımı gören bir öğrencinin okulcul, sinemacıl, diyerek veya bulunma hâli ekini zaman bildiren sözcüklerde (sabah yerine sabahta, gece yerine gecede, akşam yerine akşamda, yazın yerine yazda, kışın yerine kışta gibi) kullanması ekin yanlış kullanmasına örnektir. 3. Öğretim hatalarının neden olduğu hatalar: Öğretmenin telaffuzunun yanlış olmasından, dil bilgisi kuralını veya bir sözcüğün anlamını yanlış öğretmesinden kaynaklanan hatalardır. Volume 8, Issue 1, March 2020 durumdur. H-Sözlüğe bakmak: Öğrencinin bilmediği sözcük veya kavramları sözlüğe bakarak kullanmasıdır. İ-Taklit etmek: Öğrencinin bilmediği, hatırlamadığı veya unuttuğu sözcük veya kavramı taklit yoluyla anlatmasıdır. J-Tekrar etmek: Anlatılmak istenilenin doğru olduğu düşünülerek birkaç kez yinelenmesidir. 3. Dilsel Hatalarda Yabancı Öğrencilere Verilen Tepkiler A-Alay etmek: İletişim ortamında kaynak konumundaki yabancı öğrencinin yanlış ifadeleri karşısında alıcı tarafından takınılan alaycı tutumdur. B-Anlamamak: İletişim ortamında alıcının söyleneni anlamamasıdır. C-Bakmak: İletişim ortamında kaynak konumundaki yabancı öğrencinin ne söylediğinin anlaşılmaması üzerine alıcının takındığı bakma davranışıdır. D-Bir şey yapmamak: İletişim ortamında kaynak konumundaki yabancı öğrencinin ne ve nasıl söylediğini umursamaksızın alıcının tepkide bulunmamasıdır. E-Doğru anlamak: Kaynak konumundaki yabancı öğrenci tarafından yanlış söylenmesine rağmen alıcı tarafından söylenilenin doğru anlaşılmasıdır. F-Doğrusunu söylemek: Kaynak konumundaki yabancı öğrenci tarafından yanlış söylenen kelime, kalıp ifade veya cümlenin alıcı tarafından doğrusunun söylenmesidir. G-Gülmek: Yanlış söylenen veya anlaşılmayan ifadelere alıcı tarafından verilen gülme tepkisidir. H-Sinirlenmek: Yanlış söylenen veya anlaşılmayan ifadelere alıcı tarafından verilen sinirlenme veya kızma tepkisidir. İ-Şaşırmak: Yanlış söylenen veya anlaşılmayan ifadeler karşısında alıcının aşırı derecede şaşırmasıdır. J-Utanmak: Yanlış söylenen veya anlaşılmayan ifadeler karşısında alıcının mahcup olması ve utanmasıdır. 4. Dilsel Hatanın Türkçe Öğrenmeye Etkisi A-Konuşma kaygısı oluşturmak: Yabancı uyruklu öğrencinin iletişim ortamındaki dilsel hataları içselleştirerek konuşma kaygısı oluşturmasıdır. B-Türkçe öğrendiğini hissetmek: Öğrencinin iletişim ortamında yanlışlar yapmasına rağmen dili öğrendiğini düşünmesidir. C-Unutmamak: Dilsel hatanın yabancı uyruklu öğrencinin hafızasında yer etmesi ve bu hatayı unutmamasıdır. D-Utanmak: Yabancı uyruklu öğrencinin sözcük veya kalıp ifadeyi yanlış kullanması sonucunda, bunun farkına vararak utanmasıdır. E-Yanlış olduğunu anlamak ve öğrenmek: Yabancı uyruklu öğrencinin sözcük veya kalıp ifadeyi yanlış kullandığını anlaması ve bu sözcük veya ifadeyi bir daha unutmamak üzere öğrenmesidir. Yukarıda ne olduğu ve açıklaması yazılan dilsel hata deneyimlerinin yapısını oluşturan bileşenler ayrıntıyla betimlenmiş ve katılımcıların anlatımları doğrudan alıntılarla aşağıda sunulmuştur. 1. Dilsel Hatanın Nedenleri A-Ana dili kaynaklı yanlışlar yapmak: Katılımcılar, iletişim ortamında ana dillerine ait unsurları kullandıklarını vurgulamışlardır. Bununla ilgili olarak K24KB1ÖZ'nin "... hadi gezmeye çıkalım dedi ve sahile gitmeyi hazırlandık sonra arkadaşım bana yürüyerek yetişemeyeceğiz, hadi otobüse binelim, zaten buraya durak çok yakın, dedi. Ve o zaman ben çok şaşırdım, gülmemek için kendimi zor tuttum. Çünkü durak kelimesini International Journal of Languages' Education and Teaching Volume 8, Issue 1, March 2020 B-Anladığına göre cevap vermek: Katılımcılar, iletişim ortamında kendilerine yöneltilen soru veya cümlelerdeki anlamın bütününe bakmaksızın tanıdıkları bir veya birkaç sözcüğe göre iletişime devam ettiklerini vurgulamıştır. K1EB2AF'nin "Alışverişe gittik alışveriş yaparken bir pantolon gördüm ve giydim sonra bir çalışan kişi pantolon nasıl oldu dedi ama bu soruyu anlamadım. Sadece nasılsın dediğini sandım. Ondan sonra iyiyim dedim. Sen nasılsın dedim." sözleriyle anlattığı olayı, bu durumu örneklemektedir. C-Başkasına sormak: Katılımcılar, iletişim ortamında anlayamadıklarını bir kişiye sorduklarını ifade etmiştir. K1EB2AF kodlu öğrencinin "...sonra evimiz Türkçe bilen arkadaşım vardı ona sormuş sonra Türkçe bilen arkadaşım sıcak ekmek istiyorum diyeceksin dedi sonra ev arkadaşım dükkana gitmiş dükkan gelince ekmek kelimesini unutmuş sonra ben sıcak erkek istiyorum dedi." sözleriyle anlattığı olayda bilinmeyen bir ifade için birisinden yardım alındığı görülmektedir. D-Kendi kendine dilsel olmayan çözüm: Katılımcılar, iletişimdeki aksaklığı gidermek amacıyla farklı çözümler üretmişlerdir. Örneğin K11EB2IK, söylemesi gereken sözcüğü unuttuğu için kendi kendine bir çözüm bulmuştur: "Bir gün çok hastaydım ve bir kafeye gittim burnum akıyor ve peçetelerim de bitmişti masada hiç peçete yoktu. Bir anda peçete kelimesini unuttum Bilmiyordum Ne yapabilirim bu yüzden tuvalete gittim. Oradan bir pişti aldım. Diyebilirsin neden interneti araştırmadım. Çünkü o gün İnternet paketim bitmişti." K13EB2İR de "...ve sonunda onları ellerimle balık artık tarzına yaptım zaman anladılar." diyerek dilsel olmayan bir çözüm ürettiğini söylemektedir. E-Kodlama: Katılımcıların dilsel ifadeyi unutmamak ve kullanabilmek için kendi kendine geliştirdiği yöntemlerden birinin de kodlama yapmak olduğu vurgulanmıştır. Kodlama yöntemlerinden biri K4KB2R'nin yaptığı gibi sözcüğü bölmek ve tekrarlamaktır: "Türkiye'de 4 yıl yaşıyorum ama bazen Türk kelimeleri karıştırıyorum. Bir gün pazara zencefil almaya gittim ama kelime uzun olduğunu dolayı ezberlemenin ve unutmamak için bir yöntem buldum. Bu kelime ikiye böldüm zenci ve fiil ama pazara gidene kadar sıraya unuttum fiil zenci dedim." F-Nesnenin görselini, kendisini veya modeli göstermek: Katılımcılar, sözel olarak ifade edemediği sözcük veya kavramları görsel kullanarak anlatmaya çalıştıklarını vurgulamışlardır. Örneğin K2KB2D'nin"...Ben tekrar aynı şekilde dedim. O anlamadığı için kendime bitane salatalık aldım. O zaman, pazarcı 'Ah! hıyar istedim!' dedi. Ben ona 'Hayır! Ben sadece bir satılık istedim.' dedim." ve K17KB1OZ'nin "...ve ben anlatmaya başladım. Ama ona rağmen o anlamadı. Ben tekrar söyledim hiç anlamadı. Benimle dışarı çıktı. Ben gösterdim ona teyze çok güldü." sözleriyle anlattıkları olaylarda nesnenin kendisinin gösterildiği vurgulanmıştır. G-Sinirlenmek: Katılımcılar, iletişim ortamında anlaşmanın sağlanamaması durumunda sinirlendikleri dile getirmişlerdir. K8EB2KT'nin "...spor salonu kayıt yaptırdığım için sekreter bana sana başlayan tarihi mesaj göndereceğim diye demiş Ben Türk aksent bilmediğimden o kelimeyi masaj anladım ve Ondan sinirlendim." sözleriyle anlattığı olayda öğrencinin sinirlendiği görülmektedir. H-Sözlüğe bakmak: Katılımcıların dilsel hataları gidermek için kullandıkları bir diğer yöntemin sözlük kullanmak olduğu yazılı anlatımlarında ortaya çıkan önemli bir bulgudur. K10KB2İR'nin "... bana ne istediklerini sordular. Nihayet sözlükten buldun ve hindi eti satın aldım meğerse bir yıl sonra Tömer'de öğrendim ki bukalemin hangi hayvandır." sözleriyle anlattığı olayda bilinmeyen bir sözcük için sözlüğe başvurulduğu görülmektedir. İ- Taklit etmek: Katılımcılar, bilmediği, hatırlayamadığı veya unuttuğu sözcük veya kavramı taklit yoluyla anlattıklarını vurgulamışlardır. Örneğin K12KB2İR "Oysaki Kasap bana anlamıyorum sonunda yapmadığım hiçbir şey kalmadığından dolayı etrafıma bakıp başka müşteri yok kasaba bu et baa mı yoksa mama diye sordum." sözleriyle anlattığı anısında hatırlayamadığı hayvan isimlerini ses taklidi yaparak anlattığını belirtmiştir. J-Tekrar etmek: Katılımcılar, kendi ifadelerinin doğru olduğu hususunda ısrarcı davrandıklarını ve bunları tekrar ettiklerini ortaya koymuşlardır. K2KB2D'nin başından geçen "...Ben tekrar aynı şekilde dedim o anlamadığı için kendime bir tane salatalık aldım o zaman pazara a hıyar isterim dedim ben ona Hayır ben sadece bir satılık istedim dedim.", K9EB2KT'nin başından geçen "...Adam bana çok tuhaf bir şekilde baktı ama basmamıştı. Ben ise bir daha seslendim düğmeye bassana diye. Sonunda adam düğmeye bastı." ve K15KB2İR'nin başından geçen "... kasiyer bana şaşkın bakıyorlar ve ben de hep tekrar ediyordu peenir peenir abla anlatamadım" olayları yabancı uyruklu öğrencilerin anlatmak istediklerini tekrardan dile getirdiklerini göstermektedir. 3. Dilsel Hatalarda Yabancı Öğrencilere Verilen Tepkiler A-Alay etmek: Katılımcılar, iletişim ortamında yaptıkları yanlışlara verilen tepkilerden birinin alay edilmek olduğunu ortaya koyan olaylar anlatmışlardır. Örneğin K16EB1AZ, kullanması gereken kalıp ifade yerine başka bir ifade kullandığı için kendisiyle alay edildiğini şu sözlerle dile getirmiştir: "İyi dersler yerine iyi günler dedim kendisi gülerek gitti ve her defasında bana alay ediyordu bunu yapmaya için hiçbir şeye olamazdı." Benzer olarak K2KB2D'nin yaşadığı "... ev sahibin ile görüştük arkadaşım el ne kadar diye sordu. Adam kaç parmak diyorsunuz ona göre indirim yapacağım dedi. Biz çok güldük." olayında alay edildiği görülmektedir. B-Anlamamak: İletişim ortamında yabancı uyruklu öğrencilerin dilsel hatalarına verilen tepkilerden bir diğerinin de alıcının söyleneni anlamaması olduğu katılımcılar tarafından vurgulanmıştır. K2KB2D'nin anlattığı "Pazardaydım altı tane yuğmurta istedim. Ama pazarcı iki tane anladı. Ben birkaç kere tekrar ettim. Ama o anlamadı. İki tane söylemek devam etti. Ben düşündüm ki sadece iki tane alabilirim.", K12KB2İR'nin anlattığı "...Ne var ki kasap nasıl bir anlamadı tekrar bize ne istiyorsunuz güler yüzlü diye sordu.", K13EB2İR'ün anlattığı "...onlara kendim dilimden anlatmaya çalıştım ama maalesef anlamadılar." ve K17KB1OZ'nin anlattığı "...Ben dedim o kadar da temiz değil orada birkaç yal bırak (yaprak) var.' dedim. Yaprak bizim dilde 'yal bırak'. Teyze anlamadı." olayları anlamama üzerine kurulmuştur. C-Bakmak: Katılımcıların yapmış olduğu dilsel hatalara verilen tepkilerden birinin de bakmak olduğu vurgulanmıştır. "Ben pazarciye 'Bitane satılık lütfen.' dedim. Ama bana garip garip baktı" (K2KB2D) ve "Adam bana çok tuhaf bir şekilde baktı." (K9EB2KT) anlatımları buna örnektir. D-Bir şey yapmamak: Katılımcılar, iletişim ortamında yaptıkları dilsel hatalarda alıcıların tepkisiz kaldıklarını dile getirmişlerdir. K7EB2İR'nin "...Eğer yanlış konuşursam da kimse bana bir şey söylemedi.", K16EB1AZ'nin "...arkadaşım bunu duymasına rağmen hiçbir şey demedi." ve K32EB1R'nin "Üniversiteye hazırlanırken bir hazırlık kursuna gidiyordum ve öğretmenin ismimi tanıştığımızdan beri hep yanlış söylüyordum çünkü tanıştığımız zaman da ismini Yanlış duydum. Bir de öğretmen beni değiştirmiyor." sözleriyle anlattığı olaylarda alıcı konumundaki kişinin bir şey yapmadığı gözlenmektedir. E-Doğru anlamak: Katılımcılar, dilsel hata yapmalarına rağmen karşılarındaki kişinin bunu doğru anladığını vurgulamışlardır. "Ben ona deniz çok dualı oldu dedim. Aslında çok dalgalı söylemek istedim. Neyse ki o beni doğru anladı." (K3KB2KT), "Bir gün asansörde bir başka komşu ile karşılaştım ve ona dedim ki merhaba lan. Allah'tan bu komşu benim yabancı olduğunu biliyor." (K6EB2S) ve "Onun komşusu ona sordu keçi eti yiyor musun? Ama arkadaşım hayır ben kedi yemiyorum onun komşusu çok şaşırdı ama yanlış anlamadı." (K25KB1D) anlatımlarında bu durum söz konusudur. F-Doğrusunu söylemek: Katılımcılar, yanlış söyledikleri kelime, kalıp ifade veya cümlenin karşılarındaki kişi tarafından düzeltildiğini vurgulamışlardır. K3KB2KT'nin anlattığı "...Ben ona deniz çok dualı oldu dedim. Aslında çok dalgalı söylemek istedim. Neyse ki o beni doğru anladı ve hemen beni düzeltti." ve K33KB2AF'nin anlattığı "...Ne yapmak istiyorsun, dedi. Eti parçalamak istiyorum, dedim. Bıçak mı istiyorsun, dedi. Evet, dedim ama bacak dediğimde çok şaşırdı ve gülerek bacak değil bu bıçak denir." olaylar bunu desteklemektedir. G-Gülmek: Katılımcılar, yanlış yaptıklarında karşılaştıkları bir diğer durumun kendilerine gülünmesi olduğunu vurgulamışlardır. Örneğin K1EB2AF'nin "...Türkçe bilen arkadaşım vardı ona sormuş. Sonra Türkçe bilen arkadaşım, sıcak ekmek istiyorum diyeceksin, dedi. Sonra ev arkadaşım dükkana gitmiş. Dükkan gelince ekmek kelimesini unutmuş, sonra ben sıcak erkek istiyorum, demiş. Herkes gülmüş" sözleriyle anlattığı olay ve K6EB2S'nin "...ve ordan o anda çevredeki insanlar herkes şoka girdi ve sonra herkes kahkaha attı." sözleriyle ortaya koyduğu beyanı, yabancı uyruklu öğrencilerin hata yapmaları durumunda karşılaştıkları tepkilerden birinin gülmek olduğunu ortaya koymaktadır. H-Sinirlenmek: Dokuzuncu katılımcı, yaptığı dilsel hatada karşısındaki kişinin sinirlendiğini ortaya koyan bir olay anlatmıştır: K9EB2KT "Otobüs çok kalabalıktı. Kapıyı taraf ilerlemeye ile yer yoktu. İneceğim durağa yaklaşmıştım inmek için düğmeye basmadan birazdan önce birine seslendim ağabey düğmeye bassana diye seslendim. Adam bana çok tuhaf bir şekilde baktı ama basmamıştı. Ben ise bir daha seslendim düğmeye bassana diye. Sonunda adam düğmeye bastı. Otobüsten iner inmez kendi kendine adamın bana neden sinirlendiğini düşündüm..." İ-Şaşırmak: Katılımcıların yaptıkları dilsel hatalarda karşılaştıkları diğer bir tepki de şaşkınlıktır. K10KB2İR'nin ana dilinde bir sözcük kullanması ve bu sözcüğün Türkçede başka bir hayvanı karşılaması, iletişim ortamında alıcı konumundaki bireylerde şaşkınlık meydana getirmiştir: "Farsçede hindi 'Bukalemun' diyorlar o yüzden "Bukalemun eti istiyorum" diye dedim. Onlar şaşırdıkça bana ne istediğimi sordular..." Berker KURT (K10KB2İR). Sözcük hatası dışında telaffuz hatası da şaşkınlıkla karşılanmıştır: "...peynirin yanlış sordum kasiyer bana şaşkın bakıyorlar" (K15KB2İR). K29EB1D'nin anlattığı "Her gün okula yürüyerek o gün okuluna giderken bir arada arkadaşına çarpmış şoför gelip arkadaşına nasıl iyi misin diye sormuştum. Ama arkadaşım Türkçe bilmece cevap vermiş İyiyim sen nasılsın diye şoförün çok şaşırmış." olayında da yanlış anlamanın şaşkınlık yarattığı görülmektedir. K6EB2S yaptığı dilsel hatanın şaşkınlığı da aştığını "...ve ondan o anda çevredeki insanlar herkes şoka girdi." ifadesiyle dile getirmiştir. Görüldüğü üzere sözcük hatası, telaffuz hatası yapmak ve söyleneni yanlış anlamak, alıcı durumundaki insanlarda şaşkınlık yaratmaktadır. J-Utanmak: Katılımcılar, yaptıkları dilsel hatalarda bazen karşı taraftaki insanın utandığını veya mahcup olduğunu dile getirmiştir. Örneğin K10KB2İR, "...Rica ederim kusura bakmayın dedim oysa ki ben kusura bakmayın kalıp ifadeyi bilmiyordum. Ben "tamam tamam" bir cevap verdim. Oğlumun öğretmeni çok utandı." demek suretiyle iletişim ortamında kullanılması gerekenden başka bir kalıp ifadenin kullanılmasının alıcıda utanmaya neden olduğu görülmektedir. 4. Dilsel hatanın Türkçe öğrenmeye etkisi A-Konuşma kaygısının oluşması: Katılımcılar, iletişim ortamında yaptıkları dilsel hataların kendilerinde konuşma kaygısına neden olduğunu ortaya koyan olaylar anlatmışlardır. K21KB1İR'nin anlatımı bu durumu örneklendirmektedir: "...Ben o kadar yanlış konuşuyordum ki ne söyleyeceğim gerçekten bilmiyorum. Şimdi 6 aydır beri Tömere gelmeme rağmen biraz Türkçe konuşuyorum çünkü doğru konuşmaktan korkuyor korkuyorum." B-Türkçe öğrendiğini hissetmek: Katılımcılar, dilsel hata yamalarına rağmen, bunun doğal bir süreç olduğunu ve Türkçeyi öğrenme sürecinde olduklarını hissettiklerini ifade etmişlerdir. Örneğin K18KB1R'nin anlattığı "...O zaman ben bilmiyordum niye şaşırdılar ve ağabeyim güldü ama sonra hocam anlattı ki takmak sözünün anlamını sonuç olarak bir dil öğreniyor sanız dikkatli olmalısınız." ve K3KB2KT'nin anlattığı "...Aslında çok dalgalı söylemek istedim neyse ki o beni doğru anladı ve hemen beni düzeltti öyle yavaş yavaş Türkçe öğreniyorum." olaylar, katılımcıların dil öğrenme bilincine sahip olduklarını ortaya koymaktadır. C-Unutmamak: Katılımcılar, dilsel kaynaklı hatanın hafızalarında yer ettiğini ve bunları unutmadıklarını vurgulamışlardır. K32EB1R, yanlış öğrenmeyle başlayan sürecin doğruyu öğrenme ve unutmamayla sonuçlandığını şöyle dile getirmektedir: "...Çünkü tanıştığımız zamanda ismini yanlış duydum. Bir de öğretmen beni değiştirmiyor. Yanlış söylediğimi en sonunda rastgele onun kimliğini görüp fark ettim ve öğretmenden affetmesine sonra hiç tekrar hata yapmadım." (K32EB1R). K6EB2S da yaptığı dilsel hatanın utanma ve unutmama ile sonuçlandığını "...Ben de o anda yüzüm kırmızı oldu utanmaktan sonra çıkıp gittim ve bunu hayatında hiç unutmayacağım." sözleriyle dile getirmiştir. Örneklerden hareketle yabancı uyruklu öğrenciler tarafından yapılan hataların unutulmadığı söylemek mümkündür. D-Utanmak: Katılımcılar, sözcük veya kalıp ifadeyi yanlış kullanmaları tecrübesinin kendilerine etkisinin utanmak olduğunu vurgulamışlardır. Başından geçen bir hatasını anlatan K10KB2İR "...Ben de onu böyle gördükçe yanlış yapmamı anladım, sözlüğü aradım. Bu defa ben çok utandım. bu ifadenin anlamını bulduğum için.
doi:10.29228/ijlet.41487 fatcat:ow6c5b5ktjhrvhjhmqcrdps4zy